Son Dakika

27 Şubat 2020 Perşembe

n11.com’un halka arzı için ilk adım atıldı

Bloomberg'in iddiasına göre, Doğuş Grubu ve Güney Kore'li SK Holdings, e-ticaret platformu n11.com'un olası halka arzı ve diğer seçenekleri değerlendirmek için Citigroup ve Bank of America ile anlaştı. Halka arz gerçekleşirse, Türkiye'de ilk kez bir e-ticaret platformu borsaya açılmış olacak. Ortakların şirkette hisse satışını da değerlendirdiği öne sürüldü.

Doğuş Grubu ve Güney Kore’li SK Holdings’in e-ticaret platformu n11.com’un olası halka arzı ve diğer seçenekleri değerlendirmek için Citigroup ve Bank of America ile anlaştığı iddia edildi.

Bloomberg’in aktardığına göre, Doğuş ve Güney Koreli ortağı, halka arzın ardından n11.com’da azınlık hissesi satışı seçeneğini de değerlendiriyor. Hisse satışının 2021’de olabileceği belirtildi.

2012’de kurulan n11’in bünyesinde 115 binden fazla mağaza ve 14 milyondan fazla ürün bulunuyor.

Türkiye’de e ticaret sektöründe ticaret hacmi 2019’da yüzde 40 artarak 31 milyar TL’ye ulaşmıştı, bu da seyahat harcamaları hariç toplam perakende sektörünün yüzde 5,3’üne denk geliyor.

16 Şubat 2020 Pazar

Armut uygulaması üzerinden dolandırıldı: Polisler şükretmesi gerektiğini söyledi

Ekşi Sözlük’te bir kadın Armut uygulaması üzerinden nasıl dolandırıldığını anlattı. Eve gelenlerin 15 bin TL parasını çaldığını aktaran kadın, armut uygulamasına da ulaşmaya çalıştığını fakat herhangi bir telefon olmadığını aktardı.

Kadının Ekşi Sözlük’te yer alan açıklaması şöyle:
İş yerinden bir arkadaşımın ricası üzerine başına gelen olayı kendi ifadeleriyle paylaşmak istiyorum.

09.02.2020 tarihinde armut.com üzerinden “evden eve nakliyat” için açtığım talep üzerine çeşitli firmalardan armut.com sitesi üzerinden tarafıma bir sürü teklif geldi. siteyi daha önceki taşınmamda ve evi boyatırken de kullandığım için telefon bilgimin güvenli olduğunu zannetmem dolayısıyla site tarafından doğrulanmış gerçek firmalarla paylaşılabileceğini belirtmiştim.

neyse 9 şubat sabahı oluşturduğum talep sonrası çeşitli firmalardan site üzerinden bildirim yolu ile gelen tekliflere ilaveten, bir de cep telefonumdan whatsapp veya arama yoluyla benimle iletişime geçildi. arayan firmalar sitede hangi adla yer aldıklarını, sundukları teklifin miktarını, yaptıkları işleri vs. telefonda bana anlattılar. kimisi eden fotoğraflar istedi kimisi başka şey sordu.

armut.com sitesinde bana 1400tl teklifte bulunan turan bolu rumuzlu sahte kişi beni sitede yer alan telefonu harici bir telefondan arayarak keşif için eve gelmek istediklerini söyledi. ben de gerekli tüm bilgileri (kaçıncı kattan kaçıncı kata, nereden nereye, hangi tarihte, kaç parça eşya vb.) zaten sitede belirttiğimi buna gerek olmadığını söyledim. ancak arayan kişi sitede 3+1 evden 3+1’e diye yazdığımı ama belirttiğim eşya adedinin 2+1 veya daha az bir kamyona sığabileceğini, nakliye ücretleri belirlenirken de anadolu yakası’na taşınmalarda köprü geçiş ücretleri ile yol mesafesinin de ciddi fark yarattığını, o nedenle de keşif sonrası teklifin (+) veya (-) miktar olarak daha net olacağını söyledi. bunu küçük bir araçla fsm’den, daha büyüğüyle de 3. köprü’den geçiş sağladıklarını, bunun da nakliye ücretinde fark yaratacağını belirterek söyledi. maalesef bu dediği bana mantıklı geldi ve inandım.. ayrıca avize söküm ve montaj gibi işleri avize yerlerinde kanca olması suretiyle yapabildiklerini, dolap kütüphane gibi eşyaların kurulumlarına kadar herşeyi anahtar teslim yaptıklarını belirtti. ben de bunları yedim çünkü daha önce de evime keşfe gelinmişti. adam ne zaman müsait olursunuz dedi, ben de dışarı çıkacağım, 2 saat sonra müsaitim dedim. bir gün önce yani 08.02.2020 tarihinde de taşınacağım evin bir miktar kaporasını vermiş, emlak yetkilisi ile de pazartesi kontrat için sözleşmiştim. pazar günü evde koli yapmaya başlarım diye de bankadan emlakçıya vereceğim paranın bir kısmını çekmiştim. evde de ayrıca, taşınma, kira, taşınacağım evde olmaması sebebiyle portmanto almak vb. şeyler için ayırdığım belli bir miktar daha da nakit bulunuyordu.

2 saat sonra turan nakliyat diye görüştüğüm turan bolu sahte isimli kişi beni aradı (whatsapp resminde de nakliye firması fotoğrafı vardı, armut.com’da da ataşehir’de telefonu doğrulanmış uluslararası nakliyat dahil yapan bir firma olarak görünüyor). arkadaşlar keşif için geldiler dedi. ben de zil çalmadı neredeler dedim kapıdalar dedi. camdan baktım yoklardı sonra sokak kapısı deliğinden baktım gerçekten de kapımda 4 tane yaşları 30-35 arasında değişen boyları yaklaşık 1.70-1.75 arasında erkek bekliyordu. annemle beraber yalnız yaşadığımızı da ayrıca altını çizerek belirtmek istiyorum. aslında kapıda 4 kişi görünce garipsedik çünkü keşif için 1 veya 2 kişinin yeterli olması gerekir. ancak basiret bağlanmasıyla herhalde kapıyı açtım, turan isimli şahsa telefonda tamamdır geldiler dedim. adamlar bizi turan bey gönderdi, armut sitesinde turan nakliyat adına keşif için geldik. siz turan bey ile görüşmüşsünüz dediler. biz de eve bu hırsızları gayet güzel böylece buyur etmiş olduk. adamlar hangi eşyaların gideceğini, hangi gün saat kaçta tam olarak taşınmak istediğimizi, erken saatte olmasının apartmanda sorun yaratıp yaratmayacağını, paketlemeyi nasıl yapacaklarını, taşınırken apartman yönetiminin asansör kullanımına izin verip vermediğini vs. sordular. teşekkürler bizim işimiz bitti, gerekli fotoğrafları da çektik, size turan bey fiyat ile ilgili geri dönüş yapacaktır deyip çıktılar. adamlardan biri beni, biri de annemi oyalamak suretiyle taşınma masrafları ve kira için ayırdığımız (ayrı ayrı duran 1000 pound+3500+1500tl’yi) yaklaşık 15bin tl’ye karşılık gelen nakdin, biri annemin yatak odasındaki komidin çekmecesindeki cüzdanın içinden, diğer kısmı da salondaki messenger tipi kol çantası içindeki cüzdandan olmak suretiyle çalındı. durumu adamlar tam giderken fark ettik. adam kapıdan çıkarken ben kapıyı kapatacaktım ki adam anladığımı anladı sanırım ve beni hafifçe itti. ben o refleksle başıma bir şey gelir mi diye düşünmeden peşlerinden koştum ancak yetişemedim. kafalarına siyah kapişonu geçirip kayboldular.

hemen anında 155’i, sonrasında telefonda turan bolu diye görüştüğüm şahsı aradım. sonra armut.com mobil uygulaması ve internet sitesinden armut.com’dan yetkili bir kişiye ulaşmaya çalıştım ancak armut.com sitesinin iletişim için telefon hattı olmadığını, yalnızca “destek@armut.com” diye bir iletişim yolunun olduğunu gördüm. bu adrese bir dolu mail attım. sonra eve polis ekipleri geldi, inceleme yaptılar. adının turan bolu olduğunu belirten sahte turan nakliyat firması yetkilisiyle yaklaşık 3-4 saat aralıklı olarak telefonda görüştüm. polisler telefon görüşmesinde adamların kaçmak için zaman kazanma adına ve güvenlik kamerası tespiti var mı yok mu diye emin olmak için telefonda beni oyaladığını belirttiler; ancak belki yine de bir şey çıkar diye görüşmeye devam ettim. turan bolu sahte isimli bu organize suç çetesi başı olduğunu tahmin ettiğim adam defalarca özür dileyerek bostancı’da olduğunu hemen gelip adamları benim yanıma getirip yüzlerine tükürteceğini, yıllardır bu işi yaptığı için yalvararak ondan şikayetçi olmamamı tüm mağduriyetimi gidereceğimi vs. söyleyerek beni telefonda defalarca oyaladı. ben de eğer paramı iade ederse şikayetçi olmayacağımı söyledim. böyle saatlerce yok köprüdeyim, yok trafikteyim, yok geldim yok gittim, yok kayboldum, yok o adamları mahvedeceğim vs diye diye beni oyaladı. en sonunda da beşiktaş’a geldiğini dizi sokak’ta gülşen apartmanı önünde beni beklediğini söyledi. polisler bunun tehlikeli bir oyalama taktiği olduğunu bunu kaçmak veya zarar vermek amaçlı yapabileceğini söylediler. ayrıca evde hırsızlık yaptıkları anda onları yakalasaydım ve müdahalede bulunsaydım bu adamların ceplerinin dolu gelebildiklerini annem ve bana darp veya bıçaklama yoluyla saldırabileceklerini o nedenle de şükretmemiz gerektiğini söylediler. annem polislerle evdeyken ben dizi sokak’a mahalleden tanıdığımız bir esnaf ile birlikte uzaktan bakmak suretiyle gittim. ancak tabii ki de kimse yoktu. polis ekipleri gittikten sonra eve olay yeri inceleme ekipleri parmak izi tespiti için geldiler. aynı günün akşamı beşiktaş polis merkezi’ne gidip ifade verdim ve armut.com tarafından kişisel telefonumun sahte firma ile paylaşılması nedeniyle yaşadığım bu olay üzerine şikayetçi oldum. polis merkezi’nde bilgisayardan yapılan incelemede armut.com tarafından doğrulandığı belirtilen turan bolu isimli şahıs ve telefonunun ne istanbul’da ne de türkiye’de kaydının olmadığı söylendi. polis merkezinde beni savcılığa armut.com hakkında suç duyurusunda bulunmam için yönlendirdiler.

ertesi gün (10.02.2020’de) baktım halen armut.com’dan ses yok, ben de twitter ve ınstagram’dan armut.com’la ilgili hesapları bulup şikayetlerimi herkese açık yazdım. bunun üzerine armut destek ttwitter adresinden klasik bir mesaj geldi: “sizi aradık ama ulaşamadık.” ben de geri cevap attım ve telefonumun açık olduğunu herhangi bir ulaşılamama bilgisinin gelmediğini söyledim. neyse sonra beni armut.com’dan bir bayan aradı. telefondaki kadının adı sanıyorum burcu idi ancak tam hatırlamıyorum şu an. durumu zaten yazmışsınız ama yeniden anlatabilir misiniz dedi. anlattım, beni arayan numaranın sitelerinde doğrulandı yazdığını ancak böyle bir şahsın emniyet sorgusunda çıkmadığını belirttim. benim telefonumu nasıl vergi kimlik numarası alınmamış, firma yeri, kaydı olmayan kişi ve kişilerle paylaşıldığını sordum. telefondaki kadın da bana biz sizin bilmediğiniz arkadaki güvenlik duvarımızla kayıt alırken ıp adresleri ve telefon numaraları yoluyla bunların doğrulamasını yapıyoruz, ancak bu kişilerin suça meyilli olup olmadıklarını takdir edersiniz ki biz bilemeyiz dedi. ben de benim bu konuşmadan anladığımın siteye herhangi birinin sahte isim ve telefonla firmaymış gibi üye olup, armut.com tarafından hiç sorgulanmadan direk doğrulandığı ve talep oluşturan herkesle kişisel bilgilerimin paylaşıldığı dedim. telefondaki kadın da bana ama siz telefonunuz görünsün istemişsiniz dedi. ben de telefonum her önüne gelenle paylaşılsın diye görünsün demedim ben firmanız tarafından doğrulandığı belirtilen gerçek ve güvenilir şahıs ve firmalarla telefonum paylaşılsın diye öyle bir seçenek seçtim dedim. ayrıca kaldı ki telefonum görünmese bile site üzerinden de mesaj yolu ile iletişime geçip bu insanlar eve gelebiliyorlar dedim. sizin sisteminizde çok ciddi bir güvenlik açığı var ve siz bizim can ve mal güvenliğimizi tehlikeye atıyorsunuz. ben veya annem bugün darp edilmiş, yaralanmış, öldürülmüş veya başka bir kötü duruma maruz kalmış olabilirdik dedim. özetle kadın yine bana armut.com sitesindeki üyeliklerin benim bilmediğim arkadaki güvenlik duvarınca ıp adresi, cep telefonu vs. şekilde doğrulandığını ve kayda alındığını ama bu kişiler suç işler mi işlemez mi bilemediklerini söyledi. adamı benim beyanım sonrası aradıklarını ancak telefonunun kapalı olduğunu o nedenle hesabını sistemden sildiklerini söylediler. yani kısaca benim artık içim rahat olsun; zaten turan bolu ismi silindi. ben de yarın bu adam başka bir isimle de kaydolabilir, ben ve benim gibi insanları sizin onayınız ve izninizle bulup dolandırabilir, yaralayabilir, herşeyi yapabilir dedim. telefondaki kadından yine aynı cevabı aldım: sizin bilmediğiniz arkada ciddi güvenlik duvarımız var; böyle bir şey yaşanmaz. ama biz üye firma ve şahısların suça meyilli olup olmadıklarını bilemeyiz dedi. en sonunda da kendilerinden şikayetçi olduğumu, can ve mal güvenliğimin tehdit edildiğini, çalınan yaklaşık 15bin tl paranın da benim için çok çok önemli bir meblağ olduğunu ancak konunun esas can güvenliğimin tehlikeye atılması olduğu için kendilerinden şikayetçi olduğumu bildirdim. yine aynı gün polis merkezinin tavsiyesi üzerine çağlayan adliyesi’nde savcılığa suç duyurusunda bulunmak üzere gittim. savcı, beni şikayetvar.com ve bağlı olduğum ilçe kaymakamlığı üzerinden “tüketici hakem heyeti”ne başvurmam konusunda da ayrıca bilgilendirdi. armut.com’dan hizmet alıp memnun kalabilirsiniz ama işiniz tamamen şansa kalmış durumda; o nedenle arkadaşınızdan komşunuzdan mahallenizdeki esnaftan duyduğunuz, gördüğünüz, yeri yurdu herşeyi belli firma ve kişilerle böyle internet sitelerine başvurmadan irtibat kurun ve işlerinizi halledin. öbür türlü işiniz allah’a kalmış, loto toto oynar gibi sırf 3-5 kuruş daha ucuzunu bulurum belki diye üye olduğunuz bu sitede, kim veya kimlere denk geleceğiniz, başınıza ne geleceği hiç belli değil.

10 Şubat 2020 Pazartesi

Merkez Bankası'ndan faiz kararı! 1 Mart'ta başlıyor

Mevduat ve kredi faiz oranları ile katılma hesapları kar ve zarara katılma oranlarına ilişkin esas ve şartları belirlemek amacıyla hazırlanan yeni tebliğ, 1 Mart'tan itibaren yürürlüğe girecek.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca (TCMB) mevduat ve kredi faiz oranları ile katılma hesapları kar ve zarara katılma oranlarına ilişkin esas ve şartları belirlemek amacıyla yeni bir tebliğ yayımlandı.


 "Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları Hakkında Tebliğ" başlığı altında hazırlanan tebliğ, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. Tebliğ, 1 Mart'tan itibaren yürürlüğe girecek.

Tebliğe göre, bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranları serbestçe belirlenecek ancak vadesiz mevduat faiz oranı yıllık yüzde 0,25'i geçemeyecek.

Değişken faiz oranı, Türk lirası mevduatta 3 ay ve daha uzun vadeli, yabancı para mevduatta 6 aydan uzun vadeli mevduatlar için uygulanabilecek. Türk lirası mevduat ve döviz tevdiat hesapları için uygulanacak değişken faiz hesaplama yöntemi, TCMB'nin uygun görüşü alınmak suretiyle bankalarca belirlenecek.

Bununla birlikte, Türk lirası mevduatlar için Türkiye İstatistik Kurumu'nca açıklanan Üretici Fiyat Endeksi, Tüketici Fiyat Endeksi ve bu endeksleri oluşturan alt kalemlerden üretilecek endekslerle hesaplanan enflasyon oranlarına, para piyasalarında gerçekleşen faiz oranlarına, TCMB borç alma veya borç verme faiz oranlarına, bankalarca belirlenen mevduat faizi oranlarına, Devlet İç Borçlanma Senetleri faiz oranlarına, Borsa İstanbul AŞ endekslerine ve bu borsada işlem gören menkul kıymetlerden oluşturulan hisse senedi sepetlerinin fiyat değişimlerine bağlı olarak belirlenen değişken faiz hesaplama yöntemleri TCMB'ye bildirilmek kaydıyla uygulamaya konulabilecek.

Değişken faiz hesaplama yöntemi, müşteriye verilecek hesap cüzdanında veya müşteri ile yapılacak sözleşmede açıkça belirtilecek.

Türk lirası olarak açılacak mevduat hesapları için dövize veya kıymetli madenlere endeksli faiz oranı belirlenemeyecek.

KREDİ FAİZ ORANLARI

Bankalarca, TCMB kaynaklı reeskont ve avans kredileri dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları serbestçe belirlenecek.

 
Kredili mevduat hesaplarında uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranları, Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu uyarınca TCMB tarafından belirlenen azami oranları geçemeyecek.

KATILMA HESAPLARINDA UYGULANACAK KAR VE ZARARA KATILMA ORANLARI

Katılma hesaplarında toplanan fonların işletilmesi sonucu doğacak kara katılma oranı, katılım bankaları ile hesap sahibi arasında düzenlenecek sözleşmeyle serbestçe belirlenecek.

Katılma hesaplarında oluşacak zarar, hesap sahibine ait olacak. Katılım bankalarının kendi kasıt, kusur ve ihmal halleri dışında oluşacak zarara katılması zorunlu olmayacak.

BİLDİRME VE İLAN

Bankalarca serbestçe belirlenen mevduat ve kredi işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları ile katılma hesaplarında uygulanacak kar ve zarara katılma azami oranları, uygulamaya konulmadan önce TCMB'ye tespit edilecek esaslar çerçevesinde bildirilecek.

Bankalar, TCMB'ye bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kar ve zarara katılma oranlarını, vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan edecek ve bu oranları internet sitelerinde yayımlayacak.

Bu arada, yeni tebliğin hazırlanması ile Aralık 2006'da yayımlanan "Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ" yürürlükten kaldırıldı.

Borsa İstanbul’da kayıp yüzde 3,5’e ulaştı, 90’dan fazla hisse için devre kesici uygulandı

Suriye’den gelen haberlerin ardından borsada sert kayıplar yaşandı. Yüzde 10’un üzerinde değer kaybeden onlarca hisse için devre kesici başlatıldı

İdlib operasyonu devam ederken Milli Savunma Bakanlığı’nın 16:00 sıralarında “Rejim tarafından 10 Şubat 2020 tarihinde yapılan yoğun topçu atışı neticesinde, 5 kahraman silah arkadaşımız şehit olmuştur” açıklaması sonrası borsa ve Türk Lirası’nda da kayıplar oluştu 

Zira, bölgeye takviye olarak gönderilen askeri unsurlara Rusya tarafından ateş açıldığı yönündeki söylentiler, “Rusya-Türkiye gerginliği oluşacak mı?” endişesine neden oldu. 

Koronavirüs salgını nedeniyle ölümlerin bine yaklaşması da gelişmekte olan ülke (GOÜ) para birimleri üzerindeki bir başka baskı unsuru. JP Morgan Gelişen Piyasalar Para Birimleri Endeksi, tarihin en düşük seviyesinde. 

Borsa İstanbul’da, BIST 100 endeksi yüzde 3,5 değer kaybının ardından 17:30 itibariyle kayıplarını bir miktar toparladı. Ancak hâlâ yüzde 2,8 düşüşle 117 bin 800 seviyesinde. Endeks güne 120 bin 459 puan seviyesinde başlamıştı. 

Hisse senetlerinde meydana gelen aşırı fiyat değişimlerinin önüne geçmek için uygulanan devre kesici, 90’dan fazla şirketin hisseleri için gerçekleşti. 

Devre kesicinin uygulanmaya başlanmasından sonra beş dakikalık süre boyunca emir toplanıyor. Daha sonraki iki dakikalık sürede ise tek bir fiyat belirleniyor. Hisseler bu fiyattan işlem görmeye başlıyor. 

Güne 6 lira seviyesinde başlayan Dolar/TL kuru ise 6,02’ye kadar yükseldi. 

Bankaların alabileceği EFT ücretlerinde düzenlemeye gidildi

EFT ücreti, işlem tutarının bin TL ve altında olması halinde mobil bankacılık uygulamaları ve internet bankacılığı aracılığıyla yapılan işlemler ile düzenli ödemelerde 1 TL'yi geçemeyecek


Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından, banka müşterilerinden alınan ücret ve komisyonlarda masraflar düşürüldü.

BDDK'nın “Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik”i Resmi Gazete'de yayımlandı.

Böylece, bankaların müşterilerinden aldığı ücret ve komisyonlar düşürüldü.

Buna göre, EFT işlemlerinden alınabilecek ücret, işlem tutarının bin TL ve altında olması halinde mobil bankacılık uygulamaları ve internet bankacılığı aracılığıyla yapılan işlemler ile düzenli ödemelerde 1 TL'yi, ATM'den yapılan işlemlerde 2 TL'yi, diğer kanallar ile yapılan işlemlerde ise 5 TL'yi geçemeyecek.

İşlem tutarının bin TL ile 50 bin TL arasında olması halinde bu sınırlar sırasıyla 2 TL, 5 TL ve 10 TL olarak, işlem tutarının 50 bin TL üzerinde olması halinde bu sınırlar sırasıyla 25 TL, 50 TL ve 100 TL olarak uygulanacak.

8 Şubat 2020 Cumartesi

İspanya ve İtalya'dan, AB'nin yeni politikalarında "ortak inisiyatif başlatma" kararı

2014'ten bu yana yapılmayan İspanya-İtalya hükümetler arası zirvenin bu yıl gerçekleşmesi için çalışma başlatıldı



İspanya Dışişleri Bakanı Arancha Gonzalez Laya ile İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio, Libya sorunu ve göçmen gibi Avrupa Birliğinin (AB) yeni politikalarında ortak inisiyatif başlatmak istediklerini söyledi.

Madrid'de görüşen Laya ve Di Maio, ortak basın toplantısı düzenledi.

Libya sorununa değinen Di Maio, bu ülkedeki istikrarsızlıkların özellikle İtalya için "düzensiz göç ve terörizm tehdidi oluşturduğunu" vurguladı.

Di Maio, "Libya'daki bu savaş durumu devam ederse en fazla kaybeden Avrupa olur. Bu nedenle Libya'ya silah kaçakçılığının engellenmesine AB de dahil olmalıdır. İtalya ve İspanya, AB'deki komşularını bu konuyla ilgili bilgilendirmelidir." diye konuştu.

İspanya ve İtalya'nın başta göçmen ve Akdeniz'deki kriz bölgeleri konularına işaret eden iki bakan, birçok soruna karşı AB içinde ortak inisiyatif başlatma kararı aldıklarını ifade etti.

Laya ile Di Maio, Akdeniz'in "bir kriz bölgesi değil, ticari büyük fırsatların bulunduğu bölge olması gerektiğinin" altını çizerek, AB'nin yeni politikalarında İtalya ve İspanya'nın bundan sonra "stratejik ortak olarak hareket ederek, tek ses olmaya çalışacağını" kaydetti.

Ayrıca, 2014'ten bu yana yapılmayan İspanya-İtalya hükümetler arası zirvenin bu yılda gerçekleşmesi için çalışma başlatıldığı da duyuruldu.

7 Şubat 2020 Cuma

Sermaye Piyasası Kurulu “Piyasa Dolandırıcılığı" başlıklı maddesini düzenledi

Sermaya piyasası kurulu tarafından bugün yapılan basın açıklaması aşağıdadır;

Kurulumuzca yapılan gözetim ve denetim faaliyetleri neticesinde, son dönemde sosyal medya mecralarında oluşturulan üyelik bazlı gruplar üzerinden, aralarında haklarında daha önce Kurulumuz tarafından suç duyurusunda bulunulmuş kişilerin de bulunduğu, Kurulumuzca verilmiş yatırım danışmanlığı ve benzeri sermaye piyasası faaliyeti izni olmayan kişi veya kişilerce, yatırımcıların yönlendirilerek mağdur edilmeye çalışıldığı görülmektedir.

Sermaye Piyasası Kanunu’nun “Piyasa Dolandırıcılığı” başlıklı 107’nci maddesinde işlem bazlı piyasa dolandırıcılığı ve bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığı suçları düzenlenmiştir. Söz konusu suçları işleyen kişilerin 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır.



Herhangi bir makul ekonomik ve finansal gerekçe olmaksızın tamamıyla yatırımcılarımızın aldatılmasına ve mağdur edilmesine zemin hazırlayan söz konusu fiilleri işleyenler ve bunlarla birlikte hareket edenler hakkında gerekli incelemeler tamamlanarak, hukuki işlemlere başlanacaktır. Bu çerçevede, yatırımcılarımızın herhangi bir hak kaybına ve mağduriyete uğramamasını teminen ve söz konusu kişilerle birlikte hareket etmenin “Piyasa Dolandırıcılığı” suçu kapsamında değerlendirilebileceği göz önünde bulundurularak, bu nitelikte faaliyetlerde bulunan kişilere itibar edilmemesi önem arz etmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Satılmaya hazır konut stoğu 900 Bini aştı

Ülke genelinde 900 bin adeti aşan konut stokunda İstanbul 260 bin adetle ilk sırayı alıyor.

İstanbul’u 130 bin adetle Ankara, 76 bin adetle İzmir takip ediyor. En düşük konut stokunda ise Şırnak ve Hakkari 35 adet ile son sırada yer alıyor.

Endeksa, Türkiye’nin konut verilerini açıkladı. Ocak 2020 sonu itibarıyla Türkiye genelinde satılık konut stoku 904 bin 052 adet olarak açıklandı.

En düşük konut stoku 35 adet ile Şırnak ve Hakkari’de

Türkiye konut stok ortalaması verilerine göre, en fazla konut stoku 260 bin 903 adetle İstanbul’da. İstanbul’u 130 bin 3 adetle Ankara, 76 bin 44 adetle İzmir takip etti. En düşük konut stoku ise 35 adet ile Şırnak ve Hakkari’de.

Rakamlara göre Türkiye ortalama konut metrekare satış fiyatında en yüksek il 4 bin 446 TL ile Muğla oldu. Muğla’yı, 3 bin 579 TL ile İstanbul, 2 bin 916 TL ile de İzmir takip etti.

Ortalama konut metrekare satış fiyatının en düşük olduğu il sıralamasında ilk üçü 917 TL ile Hakkâri, 976 TL ile Ağrı ve bin 3 TL ile Mardin paylaştı.

Konut yatırımında en uzun geri dönüş Tunceli’de

Konut yatırımının geri dönüş süresi sıralamasında en düşük 13 yıl ile Ağrı iken, 33 yıl ile Tunceli geri dönüş süresi en uzun il oldu.

Türkiye, Doğu Akdeniz’de “yerli-milli sondaj” için yerli üretime geçiyor

Doğu Akdeniz’de 4 sismik arama ve sondaj gemisiyle hidrokarbon aramacılığında yeni bir dönemin kapısını aralayan Türkiye, petrol arama ve üretim süreçlerinde kullanılan teknolojinin yerlileştirilmesi için harekete geçti.

Farklı sektörden iş insanlarının katılacağı Türkiye Petrol Endüstrilerinde Milli Teknolojiler Çalıştayı (PEMT) ile sondaj gemileri Fatih ve Yavuz’a da petrol arama ve üretim süreçlerinde kullanılan teknolojinin yerlileştirilmesi ve ihtiyaçların yerli tedarikçilerden karşılanması amaçlanıyor

‘Biz bize yeteriz’

Milliyet’in haberine göre, Çalıştay, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in katılımı ve Türkiye Petrolleri’nin (TPAO) ev sahipliğinde “Biz, bize yeteriz” sloganıyla 10 Şubat’ta İstanbul’da gerçekleştirilecek.
Türkiye’nin dört bir tarafından ve birçok farklı sektörden iş insanlarının katılacağı çalıştay ile petrol endüstrisinde yerli teknoloji kullanılması adına önemli bir adım daha atılacak. Çalıştayın yerli tedarikçileri ve TPAO’yu bir araya getirerek yerli teknolojik dönüşümü hızlandırması hedefleniyor.

“Üretim rekoru kırıldı”

Milliyet’in haberine göre Türkiye, 2019’da 121 kuyuda 34 kule ile kara sondajı gerçekleştirirken, Fatih ve Yavuz sondaj gemileriyle de 5 derin deniz sondajını başarıyla tamamladı. Türkiye’nin milli petrol arama ve üretim şirketi TPAO 2019’da günlük 50 bin varil petrol üretim hedefini aşarak son 20 yılın yurt içi üretim rekorunu kırdı. Yurt içi ve yurt dışı toplam petrol üretiminde ise TPAO tarihinin en yüksek günlük üretimini 150 bin varil ile aştı.

“5 yeni sondaj”

Akdeniz’de çalışmalarını yürüten Türkiye, şimdiye kadar 5 sondaj kuyusunu tamamladı. 2020 içerisinde 5 yeni derin deniz sondajı daha yapacağını duyurdu. Barbaros Hayreddin Paşa ve Oruç Reis sismik arama gemileri de arama faaliyetlerini Akdeniz’de sürdürüyor.

“Gemilerin görevi sürüyor”

Fatih ve Yavuz sondaj gemilerinin, Akdeniz’deki enerji kaynaklarının tespiti için yürüttüğü çalışmaları ise devam ediyor.

Yavuz sondaj gemisi KKTC’den alınan ruhsat alanlarından “Lefkoşa 1” sahasına ulaştı. Fatih sondaj gemisinin ise son olarak demir attığı Mersin’in Taşuçu Limanı açıklarından ayrılarak yeni lokasyonuna ulaşması ve çalışmalarını burada sürdürmesi bekleniyor. Mevcut göre, sondaj gemileriyle 2020 yılında 5 derin deniz sondajı daha yapılması planlanıyor.

Jeff Bezos 3,5 milyar dolar değerinde Amazon hissesini sattı

Amazon CEO’su Jeff Bezos, hafta içinde, 1,7 milyon adet hissesini sattı. Bu, 56 yaşındaki CEO’nun Amazon’daki payının yaklaşık yüzde 3’üne eşit

ABD Menkul Kıymetler ve Borsalar Kurumu’nun (SEC), yayınladığı rapora göre Amazon’un kurucu CEO’su Jeff Bezos, 3-6 Şubat tarihleri arasında toplam 3,5 milyar dolar değerinde hisse satışı gerçekleştirdi.

Satılan 1,7 milyon adet hisse, Bezos’un Amazon’daki payının yaklaşık yüzde 3’üne eşit.

Amazon bu hafta başında ABD’nin 1 trilyon piyasa değerine ulaşan dördüncü şirketi oldu.

Tatil dönemindeki satışların ardından dördüncü çeyrek kârını 3,3 milyar dolar açıklayan online satış devinin aynı dönemde satışları da 87,4 milyar dolar oldu.

Eylül ve aralık ayları arasına denk gelen dönem için piyasanın kâr beklentisi yaklaşık 2 milyar dolardı.

Şirketinin değerlenmesiyle Bezos da 3 Şubat’ta bir günde servetini sekiz milyar dolar artırdı.

İnternet perakende devinin hisselerinin yaklaşık yüzde 12'si Bezos'a, yüzde 4'ü ise eski eşi MacKenzie Bezos'a ait.

Dünyanın en zengin insanı 

Daha önce de planlanmış zamanlarda hisse satışı yapan Bezos, Ağustos 2019’da 1,5 milyon adet payına 2,84 milyar harcayan alıcılar bulmuştu.

Bloomberg Milyoner Endeksi’ne göre Bezos, 126 milyar dolarlık servetiyle, Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in servetini yaklaşık 9 milyar dolar geçerek “Dünyanın en zengini” koltuğuna oturuyor.

56 yaşındaki CEO, 2018’de yeni uzay araştırmacılığı girişimi Blue Origin’e yılda yaklaşık 1 milyar dolar yatırım yaptığını açıklamıştı.

Son bir yılda yüzde 27 değerlenen Amazon hisseleri, yıl başından bu yana ise yüzde 11 yükselişte.


Türk savunma sanayisi NATO'ya 'akıl veriyor'

STM'nin Teknolojik Düşünce Merkezi ThinkTech tarafından NATO için özgün olarak geliştirilen Elastikiyet Karar Destek Modeli, problemlerin doğru analizi ve çözüme giden yoldaki karar alma süreçlerine katkı sağlıyor.

Türk savunma sanayisi bünyesinde geliştirilen Karar Destek Modeli, büyük çaplı, karmaşık problemlerin yaratacağı etkileri NATO'nun doğru analiz etmesine ve yol haritalarının belirlenmesine katkı veriyor.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı öncülüğünde mühendislik, teknoloji ve danışmanlık alanlarında önemli projeler gerçekleştiren STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ, yenilikçi ve özgün çözümlere imza atıyor.

STM'nin Teknolojik Düşünce Merkezi ThinkTech tarafından NATO için özgün olarak geliştirilen Elastikiyet Karar Destek Modeli, büyük çaplı, karmaşık problemlerin yaratacağı etkilerin doğru analizi ve karar vericiler tarafından çizilecek yol haritalarının belirlenmesi adına önemli bir rol üstleniyor.

STM ThinkTech'in "Sistem Dinamikleri" yaklaşımıyla geliştirdiği Elastikiyet Karar Destek Modeli, 29 Ekim 2019'da yürürlüğe giren proje kapsamında başarıyla tamamlanarak NATO Müttefik Dönüşüm Komutanlığına teslim edildi. 5 ay sürecek ve mevcut modelin bir üst versiyona yükseltileceği projenin ikinci fazı, yeni bir sözleşmeyle başlatıldı.

Şoklar karşısında izlenecek yol haritası

Karar Destek Modeli, büyük göç hareketleri, çatışma ortamının oluşması, büyük çaplı elektrik kesintileri ve doğal afetler gibi NATO tarafından belirlenen şok türlerinin gerçekleşmesi halinde, hangi alan ve altyapıların ne seviyede etkileneceğine ilişkin analiz sunuyor. Böyle bir durumun sosyal ve politik alanlar dahil olmak üzere tüm stratejik etkileri, sivil ve askeri sistem unsurlarında yaratacağı olası sonuçları ve performans değişimlerini göstererek karar vericilere kaynak ve yatırımların nasıl yönlendirileceğine dair önemli destek sağlıyor.

Yaşanan durum karşısında nasıl bir iyileşme sürecinin takip edilmesi gerektiği konusunu da işleyen model, yetkili makamların uygulayacakları eylemler ve önlemler adına karar alma süreçlerini kolaylaştırıyor.

Prestijli kurumlarla iş birliği devam edecek

STM Genel Müdürü Murat İkinci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, STM ThinkTech'in savunma ve güvenlik alanlarında sürdürülebilir çözümler üretme hedefiyle çalıştığını söyledi.

STM'nin 30 yıla yaklaşan bilgi birikimi ve kabiliyetlerini hem düşünsel hem de teknolojik çıktılara ve öngörülere dönüştüren STM ThinkTech'in yalnızca yerli ekosisteme farkındalık sağlamakla kalmadığını, aynı zamanda küresel bir misyon üstlenerek kritik organizasyonlara somut çıktılar sağlayan özgün modeller de ürettiğini vurgulayan İkinci, "NATO'nun karar süreçlerine destek sağlama bağlamında özel olarak geliştirdiğimiz Elastikiyet Modeli, bu anlamda önemli bir katkı olarak öne çıkıyor. Ulusal güvenliği tehdit eden durumlar için geliştirdiğimiz çözümleri hem ulusalda hem de uluslararası alanda çeşitlendirmeye ve NATO gibi prestijli kurumlarla iş birliği yapmaya devam edeceğiz." dedi.

Kurumların üstlendiği görevler ve ihtiyaçları doğrultusunda farklı senaryolara uyarlanabilecek bir sistem sunan Elastikiyet Karar Destek Modeli, hem Türkiye'de hem de uluslararası alanda güvenliğin sürdürülebilirliği adına özgün bir çözüm oluşturuyor.

Benzin, dizel ve hibrit motorlar 2035 yılına kadar yasaklanacak!

İngiltere, 2035 yılından itibaren benzin, dizel ve hibrit araçların satışını yasaklamaya hazırlanıyor.



İngiltere’nin attığı adım elektrikli otomobillerin zaferi olarak görülürken global ısınma ve hava kirliliğini arttırdığı bilinen fosil yakıtların Avrupa’da birçok ülke tarafından yasaklanması bekleniyor.
Johnson hükümeti İngiltere’nin planlanandan 5 yıl daha önce fosil yakıt kullanımını bırakabileceğine inanıyor.
Yasaklama duyurusunu yapan İngiliz Başbakan Boris Johnson “Kendi CO2 emisyonumuzla ilgilenmeliyiz. Ülke, toplum, gezegen ve tür olarak şimdi harekete geçmeliyiz” dedi. 

6 Şubat 2020 Perşembe

Poşetten sonra o ürünler için de para ödenecek

Poşetin yanı sıra yılbaşından itibaren devreye giren düzenleme kapsamında, lastik, akümülatör, pil, yağ ve elektronik eşya gibi ürünler için de verilecek geri kazanım katılım payı beyannamelerinin esasları belirlendi. Buna ilişkin beyannameler kurumlar vergisi mükellefleri için aylık, diğerleri için de üçer aylık dönemler halinde verilecek.



Geri kazanım katılım payında beyanname yükümlülüğü esasları belli oldu. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının "Geri Kazanım Katılım Payı Beyannamesi Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ"i Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Çevre Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle 1 Ocak 2019'dan itibaren ücretli hale gelen poşetler için geri kazanım katılım payı tahsil edilmeye başlanırken uygulamanın ikinci aşamasına bu yıl başında geçilmişti.

Lastik, akümülatör, pil, madeni yağ, bitkisel yağ, elektrikli ve elektronik eşya, ilaç ile plastik, metal, cam ve ahşap ambalajlar için geri kazanım katılım payı tahsil edilmesi uygulaması 1 Ocak 2020'den itibaren başlamıştı.

Tebliğde yapılan değişiklikle plastik poşetler için satış noktalarından, diğer ürünler için ise piyasaya sürenlerden ya da ithalatçılardan geri kazanım katkı payı alınacak.

Koronavirus zaten savunmasız küresel ekonomiye zarar verebilir

Koronavirüsün Çin ve küresel ekonomiye maliyeti artabilir

Çin dışındaki ülkelere yayılmasıyla artık küresel bir tehdit haline gelen koronavirüs salgını, Çin başta olmak üzere dünya ekonomilerini etkilemeye başladı.




Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan ölümcül koronavirüs salgınının çoğu Asya'da olmak üzere 17'den fazla ülkede yayılması tehdidin küresel düzeyde yüksek olmasını sağlarken, salgının dünyanın üretim üssü haline gelen Çin ekonomisi ve küresel ekonomi üzerine etkisini de gündeme getirdi.

Analistler, salgının Çin ekonomisi üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olacağı konusunda birleşirken, bulaşan kişi sayısı veya ölüm oranlarının yükselmesi halinde virüsün maliyetinin daha da kötüleşebileceği uyarısını yapıyor.

Söz konusu virüsün nasıl yayıldığına ve ne kadar kötü olabileceğine dair bilgi eksikliği olduğuna işaret eden analistler, bunun küresel belirsizliğe katkıda bulunduğunu ve şirketlerin ve yatırımcıların endişelerini artırdığını ifade ediyor.

Analistler, virüsün maliyetini hesaplamak kadar zor olsa da yine de bazı ipuçlarının olduğunu belirterek, küresel bir salgın halini almazsa Çin ekonomisi ve küresel ekonomi üzerinde çok az etkisi olacağını öngörüyor.

Dünyanın en büyük bankaları arasında yer alan Citigroup, Çin’deki salgında “Joker karakter ölüm oranı değil fakat virüsün ne kadar bulaşıcı olduğudur. Ekonomik etki, bu salgının ne kadar başarılı bir şekilde kontrol altına alındığına bağlı olacaktır.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Capital Economics de salgının etkisinin Çin’in gayrisafi yurt içi hasılasını (GSYH) yüzde 3 düşürdüğü hesaplanan 2002'teki SARS salgını ile benzer olabileceğini tahmininde bulunuyor. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin ekonomisinin salgından bu yılın ilk çeyreğinde olumsuz etkilenmesini beklerken, bunun gelişmekte olan piyasalarda büyümeyi yavaşlatacağını hesaplıyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, ölümcül koronavirüsün yayılmasının ekonomik sonuçları olabileceği uyarısı yapıyor. Moody’s “Koronavirüse ilişkin en büyük risk, Çin'de ve dışında insan sağlığına ve bu virüsü taşıyanlara yönelik. Virüsün yayılmasının, 2003 yılındaki SARS epidemisinde yaşandığı gibi ekonomik sonuçları olabilir.” değerlendirmesini yapıyor.

Virüsün bulaşma riskinin görüldüğü ülkelerde tüketici talebini azaltabileceğine işaret eden Moody’s, turizmin, ulaşımın, ticaretin ve hizmetlerin olumsuz yönde etkilenebileceğine vurgu yapıyor.

Diğer uluslararası derecelendirme kuruluşu Standart and Poors'a göre, virüsün yayılma hızı sürdüğü sürece Çin’in bu yıl büyümesi beklenenden 1,2 puan daha az olabilecek.

Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) konuya ilişkin son raporunda, tehdit seviyesi Çin için ‘çok yüksek’, küresel olarak da ‘yüksek’ olarak tanımlandı.

Bu arada, Çin'in petrol talebinin günlük olarak 250 binden fazla azalmasından dolayı petrol fiyatları düşüş göstererek varil başına 60 doların altına geriledi.

Ucuz işçilik nedeniyle dünyanın üretim üstüne dönüşen Çin'de salgın nedeniyle üretimlerin durması halinde birçok ürünün ucuz ve ulaşılabilir olmasını zorlayacağını hesaplayan ekonomistler de bulunuyor.

Vuhan’da ekonomiyi de derinden etkiliyor

Toplam nüfusu 40 milyon olan 8 kentin kapalı olması, hava yolculuklarında kısıtlama ve bazı turistlik yerlerin kapanması salgının Çin ekonomisi üzerindeki etkisinin başladığını açıkça gösteriyor.

Diğer yandan, Shenzhen ve Şanghay bileşik endeksleri, Çin Yeni Yılı tatilinin uzatılmasından dolayı kapanmasından önce, sırasıyla yüzde 3,52 ve yüzde 2,75 değer kaybetti.

Uzmanlar, Çin'in koronavirüsün yayılmasını önlemeye yönelik hızlı ve agresif adımlarının kısa vadede ekonomisine zarar verebileceğini hesaplarken, daha uzun vadede zararı azaltabileceğine işaret ediyor.

Daha önce virüs salgınlarında ne oldu

Dünya, 1918’deki İspanyol gribi salgını, 1957-1958 Asya Grip salgını ve hatta 2001-2002 SARS salgını sonrasında önemli ölçüde değişirken, salgınları önlemek ve tedavi etme konusunda daha iyi hale geldi.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine (CDC) göre, 1918 İspanyol Gribi dünya çapında 500 milyon insanı etkiledi ve 675 bini ABD'de olmak üzere dünya çapında en az 50 milyon insanı öldürdü. Bilim insanları bugün hala 1918 yılında dünya nüfusunun yüzde 2'sini ortadan kaldıran hastalığın nedenlerini araştırıyor. Dünya Bankası’nın hesaplamasına göre 71 milyon insanın öldüren şiddetli bir salgın dünya GSYH'sinin yaklaşık yüzde 5’ini yok edebilir.

1957-1958 Asya gribi salgınında da dünya çapında yaklaşık 1,1 milyon insan öldü. Dünya Bankası böyle bir senaryonun tekrarlanması halinde küresel GSYH’nin yüzde 1 ile yüzde 2 arasında azalabileceğini hesaplıyor.

2001-2002 SARS salgını ise 8 bin 100 kişiye bulaştı ve toplamda 774 kişi öldü. SARS, en çok Çin ve Hong Kong ekonomisini etkiledi. SARS’ın küresel ekonomideki resesyondan çıkış dönemine rast gelmesi maliyetini ve etkisini hesaplamayı zorlaştırırken, bir araştırmaya göre Çin’in GSYH'sinin yüzde 1,1 ve Hong Kong GSYH’sinin da yüzde 2,6'sini yok etti. SARS salgınının küresel ekonomiye de 40 milyar dolarlık bir zarar verdiği tahmin edildi.

Çin salgını önlemek için agresif hareket ediyor

Uzmanlar, Çin’in söz konusu virüsün yayılmasını önlemek için “agresif” bir şekilde hareket ettiğine vurgu yaparak, salgının ülkenin GSYH’si üzerinde önceki salgınlara göre daha az etkiye sahip olabileceğine işaret ediyor.

Uzmanlar, virüsün küresel düzeyde etkisinin çok az gözükmesi ve Çin dışında çok az vaka yaşanması nedeniyle salgının dünya ekonomisi üzerinde şimdilik herhangi bir maliyete işaret etmenin zor olduğunu belirtiyorlar.

Koronavirüs salgınında ekonomik olarak en kötü darbeyi Çin ve Hong Kong alırken, bazı uzmanlar salgının şiddetinin SARS'tan daha az olması ve Çin’in yeni yıl tatiline denk gelmesi nedeniyle, ekonomik maliyetin SARS’tan daha az olabileceğini ileri sürüyor.

SARS salgını sonrasında hem Çin ekonomisinin ve hem de küresel ekonominin kısa bir sürede toparlandığını anımsatan analistler, “Bununla birlikte, virüsün yayılmasını önlemek için Çinli yetkililer tarafından atılan agresif adımların ekonomi üzerinde kısa süreli önemli bir etkisi olabilir. Ülkede seyahat önemli ölçüde azaldı ve Disneyland gibi turistik yerler kapandı. Öte yandan virüsün başlangıç yeri olan Wuhan’ın büyük bir ekonomik düşüş göstermesi beklenebilir.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Analistlere göre, Çin’de ortaya çıkan söz konusu virüsten farklı sektörler farklı şekilde etkilenecek. Virüsün etkilediği bölgelerde, 1918 salgınında olduğu gibi turizm ve tüketici harcamaları en fazla darbeyi alması beklenirken, tıp sektörü dâhil olmak üzere diğer endüstriler olumlu etkilenmesi tahmini yapılıyor.

Analistler, şimdiye kadar gelen bilgilere göre, virüsün Çin ekonomisi üzerindeki etkisinin kısa ömürlü olmasını hesaplarken, bulaşan kişi sayısı veya ölüm oranlarının yükselmesi halinde etkinin daha da kötüleşebileceği uyarısını yapıyor.

Salgının ekonomik maliyetinin Çin'in salgını ne kadar iyi yöneteceğine ve ne kadar zamanda kontrol altına bağlı olduğunu belirten uzmanlar, salgının ülkenin Güneydoğu kıyısındaki üretim merkezlerine yayılması halinde ülke ekonomisi ve küresel ekonomi için daha fazla sorun olabileceğine işaret ediyorlar.

Ölüm oranı şimdiye kadar yaklaşık yüzde 2,4

Yeni tip koronavirüs (2019-nCoV) ilk olarak Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde 12 Aralık'ta tespit edilmişti.

Çin Ulusal Sağlık Komisyonu'ndan yapılan açıklamada, bugün itibarıyla koranavirüs nedeniyle ülkede hayatını kaybedenlerin sayısının 132'ye, virüs bulaştığı kesinleşen kişi sayısının da 5 bin 974'e çıktığı belirtildi. Bu rakam hastalık bulaşan insanlardan yaklaşık yüzde 2,20’sinin hayatını kaybettiğini gösteriyor.

Virüs, Çin ana karası dışında Hong Kong ve Makao özel idari bölgeleriyle Tayvan'da görülürken, bölge ülkeleri Tayland, Güney Kore, Japonya, Singapur, Vietnam, Malezya, Kamboçya, Sri Lanka ve Nepal'de de vakalar doğrulanmıştı.

Yeni tip koronavirüs, çoğunlukla Çin'den bu ülkelere giden kişiler yoluyla Fransa, Kanada, ABD, Avustralya ve Almanya'ya da sıçramıştı.

Unicredit, Yapı Kredi'deki yüzde 12 hissesini satıyor

İtalyan bankası Unicredit, Yapı Kredi'deki yüzde 12 hissesini satma kararı aldı

İtalya'nın en büyük bankası Unicredit, stratejik olmayan varlıkların elden çıkarılması ve sermaye kullanımının iyileştirilmesi stratejisi kapsamında, Yapu ve Kredi Bankası'ndaki yüzde 12 hissesini satma kararı aldı.



Satışa konu olan yüzde 12 hisse, Çarşamba günkü kapanışa göre  460 milyon euro (506 milyon dolar) değerinde. 

Bu satışa, Unicredit'in Kasım 2019'da yapmış olduğu hisse satışının devamı niteliğinde bakılıyor. Unicredit, Yapı Kredi sermayesinde  doğrudan yüzde 31.9 pay sahibi durumundaydı. 

5 Şubat 2020 Çarşamba

Sabiha Gökçen Havalimanı’nda bir uçak pistten çıktı. Pistten çıkan uçakta yangın çıktı. #sabihagökçen

Sabiha Gökçen Havalimanı uçuşlara kapatıldı

Sabiha Gökçen Havalimanı’nda içinde 177 yolcunun bulunduğu İzmir-İstanbul seferini yapan bir yolcu uçağı, iniş yaptıktan sonra pistten çıkarak toprak zemine kaydı. Uçağın parçalandığı kazada ufak çaplı yangın da meydana geldi.

Olay yerine 112 Acil, İtfaiye ve AFAD ekipleri sevk edilmiş, yolcuların güvenli şekilde tahliye çalışmaları başlatılmıştır.

Sabiha Gökçen Havalimanı kazanın ardından uçuşa kapatıldı.

Sabiha Gökçen Havalimanı'nın uçuş trafiğine kapatılması nedeniyle meydana iniş yapması planlanan uçakların başta İstanbul Havalimanı olmak üzere çevre meydanlara yönlendirildiği öğrenildi.


Sabiha Gökçen Havalimanı’nda içinde 177 yolcunun bulunduğu İzmir-İstanbul seferini yapan bir yolcu uçağı, iniş yaptıktan sonra pistten çıkarak toprak zemine kaydı. Uçağın parçalandığı kazada ufak çaplı yangın da meydana geldi.

Olay yerine 112 Acil, İtfaiye ve AFAD ekipleri sevk edilmiş, yolcuların güvenli şekilde tahliye çalışmaları başlatılmıştır.
Sabiha Gökçen Havalimanı kazanın ardından uçuşa kapatıldı.

Sabiha Gökçen Havalimanı'nın uçuş trafiğine kapatılması nedeniyle meydana iniş yapması planlanan uçakların başta İstanbul Havalimanı olmak üzere çevre meydanlara yönlendirildiği öğrenildi.

Ulaştırma Bakanı: Kazada can kaybı yok

Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan, kazada kimsenin ölmediğini açıklarken, kazanın uçağın sert inişi sırasında kaza yaptığı bilgisini verdi.

Uçak mühendisi Doç. Kul: Düşüş nedeniyle parçalandığını düşünüyorum

Uçak mühendisi Doç. Dr. Haluk Kul, uçakta büyük bir yangın çıkmamasının mucize olduğunu belirterek, "Uçağın süratten dolayı değil, düşüş nedeni ile parçalandığını düşünüyorum. Uçak 5-6 metreden düşmüş gibi görünüyor. Kokpit takımına bakıyorum iniş takımını göremiyorum. İniş takımları içeri girdiyse, o bölgedeki yolcularda hasar olabilir" diye konuştu.

Soruşturma başlatıldı
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, uçağın pistten çıkmasına ilişkin soruşturma başlattı.

Vali Yerlikaya'dan açıklama
İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Twitter hesabından yaptığı açıklamada "İzmir-İstanbul seferini yapan bir yolcu uçağı, Sabiha Gökçen Havalimanı'na iniş yaptıktan kısa bir süre sonra pistten çıkmıştır. Olay yerine 112 Acil, İtfaiye ve AFAD ekipleri sevk edilmiş, yolcuların güvenli şekilde tahliye çalışmaları başlatılmıştır" ifadelerini kullandı.

Van'da arama yapan ekiplerin üzerine çığ düştü: 26 ölü, 53 yaralı

Van Bahçesaray'da çığın altında kalan minibüsteki 2 kişiyi arayan ekiplerin üzerine de çığ düştü. Bahçesaray'daki ikinci çığ felaketinde 26 kişi hayatını kaybetti, 53 kişi de yaralandı. Çığda 8 jandarma, 3 korucu, 3 itfaiyeci ve 9 sivilin yaşamını yitirdiği öğrenildi.

Van'ın Bahçesaray ilçesinde üzerine çığ düşen minibüsün bulunduğu bölgede çığ altında kaldığı değerlendirilen 2 kişiyi arama çalışmaları devam ederken, ekiplerin üzerine çığ düştü. İkinci çığ faciasında 8'i jandarma, 3'ü güvenlik korucusu 1 itfaiye eri ve 9 sivil olmak üzere 21 kişi hayatını kaybetti.

Van-Bahçesaray kara yolunun 33. kilometresinde dün düşen çığın altında kalan iş makinesi ve minibüsteki 5 kişi hayatını kaybetmiş, 7 kişi de kurtarılmıştı. Söz konusu bölgede çığ altında kaldığı değerlendirilen iki 2 kişi için arama-kurtarma çalışmaları başlatılmıştı.


Bu sabah yeniden başlatılan arama çalışmaları esnasında çığ altındakileri arayan AFAD, UMKE ve diğer ekiplerin üzerine de çığ düştü.


Bahçesaray'daki ikinci çığ felaketinde 26 kişi hayatını kaybetti, 53 kişi de yaralandı. Çığda 8 jandarma, 3 korucu, 3 itfaiyeci ve 9 sivilin yaşamını yitirdiği öğrenildi.

ERZURUM'DAN 10 KİŞİLİK UZMAN EKİP GÖNDERİLDİ


Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinesinde, Bahçesaray ilçesindeki çığda kaybolan vatandaşlar ile arama kurtarma ekiplerinin arama çalışmaları için Erzurum'dan bölgeye takviye ekip gönderilmesi kararlaştırıldı.


Bölgedeki arama kurtarma çalışmalarına katılmak üzere çığ ve heyelan konusunda uzman 10 kişilik teknik personel, Erzurum'dan Van'ın Bahçesaray ilçesindeki çığ bölgesine gitmek üzere yola çıktı.


Erzurum AFAD İl Müdürü Selahattin Karslı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, alanlarında uzman 10 kişilik arama kurtarma ekiplerinin bugün Bahçesaray'da yaşanan ikinci çığ olayından sonra bölgeye gönderildiğini söyledi.


Takviye olarak çığ bölgesine giden ekibin eğitimli ve deneyimli olduğunu vurgulayan Karslı, bölgeye ulaşır ulaşmaz arama kurtarma çalışmalarına katılacağını sözlerine ekledi.

ERDOĞAN SOYLU'DAN BİLGİ ALDI


Öte yandan, İletişim Başkanlığından yapılan açıklamada, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, telefonla görüştüğü İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'dan çığ ve arama kurtarma çalışmalarıyla ilgili bilgi aldığı belirtildi.


FACİANIN OLDUĞU BÖLGEDE ÜÇÜNCÜ ÇIĞ UYARISI


Bölgede zorlu hava koşulları altında arama kurtarma çalışmaları devam ederken, üçüncü bir çığ uyarısı daha yapıldı. Arama kurtarma çalışmalarına destek vermek için gelen vatandaşlar bölgede uzaklaştırılırken, kurtarma çalışmaları ise aralıksız sürdürülüyor.

Elektrikli otomotivde çığır açan Tesla her gün kendi rekorunu kırıyor.

Elektrikli otomotivde çığır açan Tesla her gün kendi rekorunu kırıyor. 

Tesla hissesi bugün 750 dolar seviyelerine çıktı.
Piyasa değeri 161,5 milyar dolar oldu.
3 Alman devinden daha değerli hâle geldi Tesla.



Elektrikli otomobil sektörünün liderlerinden olan Tesla, Model 3 ve Model X gibi elektrikli otomobillerinin yanı sıra geçtiğimiz aylarda tanıttığı Cybertruck modeliyle de fazlasıyla ilgi çekmişti. Öyle ki Tesla’nın Cybertruck modelini tanıtmasının ardından şirketin hisse fiyatları tavan yapmış ve rekor üstüne rekor kırmıştı. Elektrikli otomobilleri kadar hisselerindeki fiyat artışlarıyla da gündeme gelen şirket, bir kez daha hisselerinin değerine değer kattı.

Tesla’nın hisse fiyatları, durdurulamaz bir güç gibi sürekli olarak yukarı doğru hareket etmeye başladı. Yalnızca bugün %10’dan fazla artış gösteren hisse fiyatı, Tesla’nın bu zamana kadarki en yüksek hisse fiyatının da üstüne çıkarak 720 dolar ile yeni bir rekor kırdı. Geçtiğimiz birkaç ay boyunca adeta bir ralli yarışında olan Tesla’nın hisse fiyatları, geçtiğimiz senenin dördüncü çeyreğinde yine artış göstermişti ve şirket, 7.384 milyar dolar gelir elde ettiğini açıklamıştı.

Yalnızca 1 ayda %75 artış görüldü:

Tesla’nın sürekli olarak artmakta olan hisse fiyatları, 2020 yılında da artış göstermeye devam etti. Bu yıl daha henüz bir ay geçmiş olmasına rağmen Tesla’nın hisselerinde %75’lik bir değer artışı olduğu göze çarptı. Geçtiğimiz senenin sonunda 600 dolarlık hisse fiyatıyla karşımıza çıkan Tesla’nın 2020’ye girişiyle 700 doların üzerine çıkması çok da zor olmadı. Tesla, oldukça iyi bir çıkış yakalamış olsa da bu hisse fiyatı artışının nedeninin ne olduğu hakkında bir açıklama bulunmuyor.

Hisse fiyatı sürekli olarak artış gösteren Tesla, dünyanın dört bir yanına korku salan Corona virüsünün patlak verdiği Çin’deki fabrikalarını geçici olarak kapattı. Bu fabrikaların kapanması, Tesla’nın ABD dışındaki tek fabrikasının kapatılacağı anlamına geliyor. Bu da şirketin üretimlerini ve bununla birlikte gelirlerini bir miktar sekteye uğratacak. Biz bu metni sizler için hazırlarken Tesla’nın hisse fiyatı 751 doları buldu ve fiyat, giderek artış göstermeye devam ediyor. Şirketin hisse fiyatları 750 ile 780 dolar arasında gidip geliyor olsa da grafiklerde genel bir artış gözüküyor.

Koronavirüsün yayılmasını önlemek için bir fırsat penceresi var

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), koronavirüsün daha büyük bir küresel krize dönüşmesini durdurmak için bir "fırsat penceresi" olduğunu söyledi.


WHO Genel Sekreteri Tedros Adhanom Ghebreyesus, Çin'in krizin merkez üssünde aldığı önlemlerin, salgını önlemek adına en iyi yöntem olduğunu belirtti.

Bu arada Çin'in Cenevre'deki BM Temsilcisi, diğer ülkelere aşırı tepki vermemeleri çağırısında bulundu.

Dünya genelindeki 20 bin koronavirüs vakasında şu ana dek 427 kişi hayatını kaybetti.

WHO, küresel sağlık acil durumu ilan ederken, virüsün şu anda bir "salgına" dönüşmediğini belirti.

4 Şubat 2020 Salı

Aynen Aynen Dizisinin 3. Sezonu Kerem Bürsin Sürpriziyle Devam Ediyor.

BluTV’nin sevilen içeriklerinden Aynen Aynen bugün 3. sezonuyla seyircisiyle buluştu. Dizinin yeni sezonunda Kerem Bürsin başrolü Nilperi Şahinkaya ile paylaşıyor. Ünlü oyuncu Kerem Bürsin, yeni sezonda yeni maceralarını izleyeceğimiz Deniz karakterini canlandırıyor.



Kadın – erkek ilişkilerini mizahi ve bir o kadar da gerçekçi bir dille ele alan dizinin yönetmen koltuğunda Osman Kaya yer alıyor. Dizinin senaryosu ise 1 Kadın 1 Erkek dizisinin de senaristi olan Alper Erze’ye emanet. Aynen Aynen‘in mizah ve heyecan dolu yepyeni sezonu bugünden itibaren BluTV’de.


Venezuela 'sosyalist ekonomik uygulamaları bıraktı, liberalleşti, bankalar nakit döviz depoluyor'

Venezuela'da bir dizi bankanın, Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ekonomik liberalleşme programıyla birlikte, şirketlerin elde ettiği milyonlarca dolar ve euroyu nakit olarak bankalarında depolamaya başladığı belirtiliyor.



Reuters haber ajansının üst düzey bankacılık sektörü yetkililerine dayandırdığı haberine göre Venezuela'ya geçen yıl yaklaşık 1,8 milyar dolar değerinde nakit girişi oldu.

Reuters'ın haberine göre Maduro, ABD yaptırımları ve hiperenflasyon karşısında ekonomiyi düze çıkarmak için sessizce 16 yıllık sosyalist uygulamaları rafa kaldırdı.

Ülkeye giren nakit dövizin çoğunun, son yıllarda Venezuela'yı terk edenlerin kamyonlarla ülkeye soktuğu paralardan ve OPEC üyesi olarak müttefik ülkeler Türkiye ve Rusya'ya petrol ve altın satışlarından oluştuğu belirtildi.

Kaynaklar transferlerin çoğunlukla uçaklarla yapıldığını söyledi.

Google, tarihinde ilk kez YouTube'dan elde ettiği geliri açıkladı

Google'ın ve çatı şirketi Alphabet'in CEO'su olan Sundar Pichai tarafından yapılan açıklamalara göre YouTube, 2019 yılında 15 milyar dolar reklam geliri elde etti. Şirket tarafından yapılan açıklamalara göre YouTube'un ücretli hizmetleri, bu 15 milyar doların içinde bulunmuyor.


ABD merkezli teknoloji devi Google, bugün pek çok alanda hizmet veriyor. Şirket; Gmail, Google Haritalar gibi ücretsiz hizmetlerinin yanı sıra YouTube Premium gibi ücretli hizmetlere de sahip. Şimdiyse Google, tarihinde ilk kez çevrimiçi video platformu YouTube'un mali durumunu açıkladı. Google tarafından yapılan açıklamalara göre YouTube, Google'ın gelirlerine yüzde 10 katkı sağlıyor.

Google, yaklaşık 14 yıldır YouTube'un sahibi. 2006 yılında sosyal medya platformunu satın alan Google, 1.6 milyar dolar ödeme yapmıştı. Webtekno'nun aktardığına göre bu yıl ilk kez YouTube'dan elde ettiği geliri açıklayan şirket, platforma sahip olmak için adet 'çerez parası' ödediğini açıkça gözler önüne seriyor.

Google tarafından yapılan açıklamalara göre YouTube, geçtiğimiz yıl 15 milyar dolar gelir elde etti. Bu gelirin 5 milyar doları ise son üç aylık periyotta gerçekleşti. Ancak YouTube'un elde ettiği 15 milyar dolarlık gelirin sadece reklamlardan geldiğini belirtmek gerekiyor. Yani YouTube'ın ücretli hizmetleri, bu gelirin dışında tutuluyor. 

Google'ın ve çatı şirketi Alphabet'in CEO'su Sundar Pichai tarafından yapılan açıklamalara göre YouTube Music ve YouTube Premium gibi ücretli seçeneklerin toplam 20 milyon abonesi bulunuyor. Ayrıca Pichai'ye göre YouTube'un ücretli TV hizmeti de 2 milyondan fazla aboneye sahip. Şirket, bu ücretli hizmetlerden elde ettiği geliri, Pixel telefonlar ve Google Home gibi ürünlerin gelirlerinin eklendiği 'Diğer' kategorisine almış durumda.

Google, yatırımcıları aydınlatmak adına YouTube'un bir önceki yılki gelirini de açıkladı. Buna göre 2018 yılında kazancı 11.2 milyar dolar olan YouTube, 2019 yılında gelirini, yüzde 36.5 artırmış durumda.

Çin'den mal gelmiyor, Eminönü esnafı stokları tüketiyor

Çin'deki virüs salgını Eminönü esnafını da etkiledi. Tahtakale’de bulunan Çin mallarının satıldığı dükkanların esnafı her zaman gelen müşterilerin bile gelmediğini söylüyor. Elektronik eşya ve cep telefonu aksesuarı satanlar ise mal gelmediğini ve stokları kullandıklarını belirtiyor.


Hediyelik eşya toptancısı Ergin Baykuş, "Satışlarda genel olarak düşüş var. Araplar haricinde alışveriş yapan yok. İthalatta etkisi olacaktır ama Türkiye’de herhangi bir etkisi olacağını sanmıyorum. İthalat sürecinde sorun olacaktır. Sonuçta Çin’de 2 aylık gibi bir süre var tatil bugün mal yapmış olsanız Türkiye’ye gelmesi 4-5 ay aşağı yukarı” dedi.

Çin'de bir kadın tecavüzden 'koronavirüs bulaştı' sözleriyle kurtuldu

Çin'de bir kadın, evine zorla giren bir kişinin tecavüzünden, yeni tip koronavirüsün bulaştığını söyleyerek kurtuldu.




Daily Mail'in haberine göre 25 yaşındaki şüpheli Xiao, Cuma günü yeni tip koronavirüsün ortaya çıktığı Vuhan kentinden 3 saatlik uzaklıktaki Jingshan kentinin dış mahallelerindeki bir eve girdi.

Evde tek başına olan kadına tecavüze kalkıştığında, kadının "Vuhan'dan yeni döndüm ve virüs bulaştı. Bu yüzden evde kendimi karantina altına aldım" sözleriyle karşılaştı.

İsmi 'Yi' olarak açıklanan kadının, boynunu sıkan saldırganı itmeye çalışırken, hastalığın bulaştığına ikna olması için aynı zamanda ağzını kapatarak öksürdüğü öğrenildi.

İkna olan saldırgan sonunda korkarak evden kaçtı, ancak Yi'nin 3.080 yuan (440 dolar) parasını da çaldı.

Olay, Jingshan Kamu Güvenlik Bürosu'nun sosyal medya hesabından yaptığı duyuruyla ortaya çıktı.

Aynı mahallede yaşayan Xiao'nun aynı gece ailesiyle yaşadığı evden ayrıldığı ve parasının olmadığı belirtiliyor.

Yi'nin olayı polise haber vermesinin ardından, polis mahallede arama başlattı. Yetkililer, mahalle sakinlerinin hepsinin koronavirüsten korunmak için maske takmaları nedeniyle saldırganı yakalamanın zor olduğunu söylüyorlar.

Neticede, Xiao'nun babasıyla birlikte Pazartesi günü polis merkezine giderek suçunu itiraf ettiği ve ardından gözaltına alındığı kaydediliyor.

Çin yönetimi "2019-nCoV" olarak adlandırılan yeni tip virüs nedeniyle şu ana kadar 425 kişinin öldüğünü açıkladı.

Ülkede 20 binden fazla kişide virüs görüldüğü belirtiliyor.

Ramo izleyicileri Taşkapı'nın deli fişek gençlerini konuşuyor!

BKM imzalı, Show TV’de ekrana gelen ‘Ramo’, ilk bölümünden itibaren sadece gerçek hikayeden uyarlanan senaryosu ve sürükleyici dünyasıyla değil, Adana’nın arka sokaklarında izleyicileri karşılayan genç oyuncu kadrosuyla da çok konuşuluyor.

Murat Yıldırım’ın başrolünde yer aldığı ve hikayesindeki hem aşk hem de adalet mücadelesiyle ekran başındakileri soluksuz bir dünyanın içine sürükleyen ‘Ramo’nun arka sokaklarındaki gizli kahramanları ilk bölümden itibaren dikkatleri üzerine çekiyor. BKM imzalı, Show TV’de ekrana gelen dizide seyirciler, adımlarını Adana Taşkapı’dan içeri attığı an genç oyuncu kadrosundan oluşan Pompacılar Çetesi’yle karşılaşıyor.

‘Ramo’nun hem renkli hem de kilit karakterlerine hayat veren Deniz Gürzumar (Bücür), Atakan Yarımdünya (Tanker) ve Doğu Can (Arap) şimdiden izleyiciler tarafından arama motorlarında sıklıkla aranan isimler arasında yerini aldı. Taklacı rolüyle Yıldırım Bayazıd’ın da yer aldığı ekip, Adana’ya has dilleri ve tavırlarıyla şehrin gündelik yaşantısını ekranlara taşıyor.

Murat Yıldırım’la birlikte Esra Bilgiç, İlker Aksum, Yiğit Özşener, Görkem Sevindik, İdil Fırat, Cemre Baysel, İlhan Şen, Sacide Taşaner ve Macit Koper gibi oyuncuların yer aldığı Ramo, yeni bölümleriyle salı akşamları Show TV'de ekrana geliyor.

Yapı Kredi Bankası'ndan 3 milyar 600 milyon lira net kar

Yapı Kredi'nin, 2019 yılı net karı 3 milyar 600 milyon lira oldu


Yapı Kredi, 2019 yılında 3 milyar 600 milyon lira net kar elde etti.
Yapı Kredi açıklamasına göre, ülke ekonomisine 319 milyar liralık kaynak sağlayan, toplam nakdi kredilerini ise 229,4 milyar liraya yükselten Yapı Kredi’nin Türk lirası cinsinden nakdi kredileri yüzde 14 büyümeyle 132,6 milyar liraya ulaştı. 2019 yılını 411,2 milyar liralık aktif toplamı ile kapatan Yapı Kredi’nin, konsolide bazda net karı 3 milyar 600 milyon lira olarak gerçekleşirken, toplam müşteri mevduat hacmi yüzde 13 artışla 226 milyar liraya çıktı. Sermaye yeterlilik rasyosu ise konsolide bazda 192 baz puan artışla yüzde 16,7 seviyesine yükseldi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yapı Kredi Üst Yöneticisi (CEO) Gökhan Erün, "Türkiye’nin en köklü finans kurumlarından biri olarak, insanı merkeze alan 'Hizmette Sınır Yoktur' anlayışımızla 75. yılımızı kutladığımız 2019 yılında da sınırları kaldırmak için var gücümüzle çalıştık. Sağladığımız kaynaklar, hayata geçirdiğimiz projeler ve yatırımlarımızla ülkemiz ekonomisini desteklemeye devam ettik. Bu dönemde Türkiye ekonomisine 319 milyar liralık kaynak sağladık. KGF destekli kredilerin de etkisiyle TL kredilerde yüzde 14 büyüyerek 132,6 milyar liraya ulaştık. Konsolide aktif büyüklüğümüz ise 411,2 milyar olarak gerçekleşti." ifadelerini kullandı.

Schengen vizesiyle ilgili önemli değişiklik

Avrupa Birliği'nin (AB) vize kurallarında yapılan değişiklikle Schengen vize ücretlerine 20 euro zam yapıldı.


AB Komisyonu, geçen yıl AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından onaylanan Schengen vize ücretlerinin güncellenmesine ilişkin düzenlemenin yürürlüğe girdiğini açıkladı.
Buna göre, AB'nin 105 ülke vatandaşına uygulamakta olduğu Schengen vizesi ücretleri arttı. AB ülkelerine vize başvurularında alınmakta olan 60 euroluk ücret, 80 euroya çıkartıldı. 6-12 yaşındaki çocuklardan alınacak vize ücreti ise 35 eurodan 40 euroya yükseltildi.
Sık seyahat edenler için 1 ila 5 yıl arasında geçerli çoklu giriş vizeleri ile vize başvurularının seyahatten 3 ay yerine 6 ay öncesine kadar yapılabilmesi imkanı sağlandı.
Schengen bölgesi; Almanya, Avusturya, Belçika, Çekya, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Yunanistan, Macaristan, İtalya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Malta, Hollanda, Polonya, Portekiz, Slovakya, Slovenya, İspanya, İsveç, İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre'den oluşuyor. Söz konusu 26 Schengen ülkesine 60'tan fazla ülke vatandaşı vizesiz seyahat edebilirken, 100'ün üzerinde ülke vatandaşlarından ise vize talep ediliyor.

Merkez Bankası'nın 🏦 enflasyon tahmini tutar mı?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2020 yılının ilk Enflasyon Raporu’nu geçen hafta açıkladı. Üç ayda bir yayınlanan bu raporun önemi, Merkez Bankası’nın enflasyon tahminlerini içermesinden geliyor.


Son raporda yer alan bilgiler, Merkez Bankası’nın enflasyon tahminlerinde bir değişiklik olmadığını gösteriyor.

Merkez Bankası, yıllık tüketici enflasyonunun 2020 yılı sonunda yüzde 8,2 ve 2021 yılı sonunda yüzde 5,4 dolayında çıkacağı tahminini korumaya devam ediyor.

Raporda yer alan bilgiler, Merkez Bankası’nın 2022 yıl sonu enflasyon tahmininin ise yüzde 5 olduğunu gösteriyor.

Yıllık tüketici enflasyonu 2019 yılını yüzde 11,8 düzeyinde kapattı. Enflasyonun buradan yüzde 8,2 dolayına inmesi ciddi bir düşüş anlamına geliyor.

Ancak bunun gerçekleşmesi çok kolay değil. Çünkü bu yıl geçen yıl olduğu kadar “baz etkisi” desteği yok. Bu yılki baz etkisi enflasyonu yıl sonunda en fazla yüzde 10 dolayına kadar çekebilecek büyüklüğe sahip.

Enflasyonu baz etkisinin izin verdiği bu düzeyin altına çekebilmek için iktisadi birimlerin fiyatlama davranışlarında kırılmayı sağlayacak bir para politikası uygulanması gerekiyor.

Ancak enflasyondan çok büyümeye öncelik veren mevcut para politikası uygulaması bu özelliğe sahip gibi görünmüyor. Bu durumda enflasyonun gidişatı yine şansa bağlı olacağa benziyor.

Şansımız yaver giderse tek haneli enflasyonu görebiliriz ama aksi durumda enflasyonun yeniden yükseldiğine de şahit olabiliriz.

BAZ ETKİSİNİN ROLÜ

Enflasyonda baz etkisini, aylık fiyat artışlarının zaman zaman “mevsim normalleri”nden sapması ortaya çıkarıyor.

Normalde aylık fiyat artışlarının mevsimsel bir deseni var ama döviz kurlarında sıçrama, petrol fiyatlarında artış, tarımda sel veya kuraklık, beklenmedik vergi zamları gibi nedenlerle zaman zaman aylık fiyat artışları normalin üzerine çıkabiliyor.

Bazen de dünya petrol fiyatlarında düşüş, tarımsal üretimde beklenenin üzerinde artış, vergi indirimleri gibi nedenlerle aylık fiyat artışları normalin altında gerçekleşebiliyor.

İşte bu geçici faktörlerin ortadan kalkması sonrasında aylık fiyat artışlarının normal seviyesine doğru hareketlenmesi baz etkisine yol açıyor.

2018’de döviz kurlarında yaşanan sıçrama yaz ve sonbahar aylarında fiyat artışlarını normalin çok üzerine çıkarmış ve böylece o yıl yüzde 20,3’lük tüketici enflasyonuyla kapanmıştı.

Fakat böylece 2019 yılına 11 puana yakın bir olumlu baz etkisiyle girilmişti. Yani 2019’da aylık fiyat artışlarının hep mevsim normalleri dolayında çıkması halinde yıl sonunda enflasyonun yüzde 9,5 dolayına inmesi ihtimali vardı.

Fakat uygulanan para ve maliye politikaları bunu destekleyici yönde olmayınca gerçekleşme de öyle olmadı. Tam tersine, gevşek para ve maliye politikaları, 2019 sonunda enflasyonun olması gerekenden 2,5 puan kadar daha yüksek çıkmasına yol açtı.

Bizim yaptığımız hesaplara göre, 2020 yılına ise 2 puana yakın bir olumlu baz etkisiyle girdik. Bu konudaki hesaplarımızı üç hafta önce bu sayfalarda paylaşmıştık (bkz. Enflasyonun rotasında tek hane yok, Ekonomist, Sayı 2020/02, 12 Ocak 2020).

Bu, 2020’de aylık fiyat artışlarının hep mevsim normalleri dolayında çıkması halinde yıl sonunda enflasyonun yüzde 10 dolayına inmesi ihtimalinin olduğu anlamına geliyor.

Fakat para ve maliye politikaları yine bunu destekleyici yönde olmayacak gibi görünüyor.

Bu durum, bırakın Merkez Bankası’nın yüzde 8,2’lik tahmininin tutmasını, enflasyonun normalde olması gereken yüzde 10 dolayına inmesinin bile şansa bağlı olduğunu ifade ediyor.

Döviz kurlarında, dünya petrol fiyatlarında ve/veya tarımsal üretimde olumlu gelişmeler olursa enflasyon bu yıl gerçekten de tek haneye inebilir.
Ancak bunlardan birinde veya birkaçında yaşanabilecek olumsuz bir gelişme de enflasyonun tekrar yükselmesine yol açabilir. Bu nedenle bu yıl enflasyonun nasıl bir seyir izleyebileceğini tam olarak söyleyebilmek pek mümkün değil.

CHP Sözcüsü Öztrak: Deprem meselesine partiler üstü yaklaşmak zorundayız

Öztrak, milli meselelerin tartışılacağı, çözüm üretilip tedbir alınacağı ilk adresin TBMM olduğunu söyledi

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, "Deprem meselesine 'partiler üstü' yaklaşmak zorundayız. Kuşkusuz milli meselelerin tartışılacağı, çözüm üretilip tedbir alınacağı ilk adres ise TBMM'dir" dedi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında parti genel merkezinde toplandı.

Toplantı sürerken açıklamada bulunan Öztrak, toplantı gündeminde, Suriye ve İdlib'de dün yaşanan gelişmeler, Elazığ ve Malatya'daki deprem ve ekonomik durumun olduğunu belirtti.

Suriye'nin İdlib bölgesinde, rejim güçlerinin saldırısında şehitlerin bulunduğunu ve çok sayıda askerin de yaralandığını aktaran Öztrak, şehitlere rahmet, yaralılara şifa diledi.

Öztrak, koordinatları bildirilmiş konvoya yapılan bu saldırıyı lanetlediklerini ve kınadıklarını ifade etti.

İdlib ve Suriye meselesinin Türkiye'nin yumuşak karnı haline geldiğini dile getiren Öztrak, artan tansiyon ve kaos içinde her zamankinden daha fazla sağduyuya ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

Öztrak, askerlerin güvenliğini sağlayacak ve Suriye'den gelecek bir sığınmacı akınını engelleyecek tedbirlerin bir an önce alınması gerektiğini vurguladı.

Elazığ'daki deprem

Faik Öztrak, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçen hafta sonu deprem bölgesini ziyaret ettiğini, "Elazığ'ın bir an önce afet bölgesi ilan edilmesi gerekiyor." açıklamasında bulunduğunu hatırlattı.

Vatandaşların talebinin de bu yönde olduğunu, partilerinin bu konuda, TBMM'ye verdikleri bir önergeleri bulunduğunu anımsatan Öztrak, şöyle konuştu:


Buna ilk tepki Sayın Bahçeli'den geldi. Biz burada vatandaşlarımızın talebini dile getirmekten başka bir şey yapmıyoruz, bu kendi talebimiz de değil. Ancak, iktidar partisinin kendisi veya ortağı TBMM'ye bir önerge getirirse, biz bu önergeyi destekleriz. Bunda herhangi bir sorun görmeyiz. 'Karşı tarafı rahatlatacak karşı tarafa prim verecek' diye bir yaklaşımımız bu önemli meselede olmaz. Deprem milli bir meseledir. Deprem meselesine 'partiler üstü' yaklaşmak zorundayız. Kuşkusuz milli meselelerin tartışılacağı, çözüm üretilip tedbir alınacağı ilk adres ise TBMM'dir.

Vatandaşların, ödediği vergilerin hesabını iktidarlardan sormasının demokrasilerin olmazsa olmazı olduğunu ifade eden Öztrak, iktidara deprem için 2004'ten bu yana topladığı 34 milyar doların ne kadarını Elazığ ve Malatya için harcadığını sorduklarını aktardı.

Milletin ödediği vergilerin iktidar tarafından nasıl kullanıldığını bilmek istediğine işaret eden Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

Tek adam parti devleti rejiminde, TBMM devre dışı, Sayıştay devre dışı ama millet de tek adamın neler yaptığını bilmek istiyor. Biz de milletimiz adına sorduk. Sarayın kibirlisi, esti gürledi ama milletin önüne bir bakkal hesabı dahi koyamadı. 'Topladığımız paranın 5 katını harcadık' deyip işi geçiştirmeye kalktı. Olur olmaz her şeye raporlar hazırlayıp bu raporları saraylarda, lüks otellerde gösterişli toplantılar yaparak tanıtanlar, depremde hangi hazırlıkları yaptıklarını anlatan raporu hazırlamaktan kaçıyorlar.

Faik Öztrak, iktidarın raporu hazırlamaktan kaçmasının arkasında iş bilmezliğin ve suçluluğun telaşı olduğunu ileri sürdü.

"İnsani ve hayati bir projenin detaylarını paylaşacağız"

Elazığ'ın fay hattında ve depreme en hassas bölgelerden birinde olduğunun belli olduğunu, bununla ilgili uyarılarda bulunulduğunu ancak tedbirlerin alınmadığını savunan Öztrak, "Neden depreme karşı riskli olan bölgeler depremden önce kentsel dönüşüme tabi tutulmamış? Erdoğan şimdi çıkmış, 'Bölgede kapsamlı bir kentsel dönüşüm çalışmasını başlatıyoruz' diyor. Arapların meşhur bir sözü vardır. 'Bad-el harab-ül Basra'  Yani, 'Basra harap olduktan sonra'. Bu lafların hiçbir anlamı yok" değerlendirmesinde bulundu.

Öztrak, iktidarın hem deprem riskini hem de depremden sonra kriz yönetmekte ciddi sorunları olduğunu iddia etti.

"Sükse ve rant için hazırlanan çılgın projelerle zaman ve para kaybetmeye artık takatimiz kalmamıştır" diyen Öztrak, kaybedilen yılların telafisi için her dakikanın, her kuruşun en etkin şekilde kullanılması gerektiğine dikkati çekti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Öztrak, "Bizim artık uçuk kaçık, çılgın projelere değil, akıllı projelere ihtiyacımız var. Biz böyle akıllı, insani ve hayati bir projenin detaylarını ilerleyen günlerde kamuoyumuzla paylaşacağız" dedi.

AA

Stephen King, Facebook hesabını kapattı

King isteyenlerin kendini Twitter’dan takip edebileceğini belirtti

Amerikalı ünlü bilim kurgu yazarı Stephen King, yanlış bilgi ve özel hayatın gizliliği endişesi nedeniyle Facebook hesabını kapattığını duyurdu.

King, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Facebook için "Siyasi reklamlarında izin verilen yanlış bilgi selinden dolayı rahat ve kullanıcılarının gizliliğini koruma yeteneğinden de emin değilim" ifadelerini kullandı.

İdlib neden önemli, Suriye ordusunun operasyonlarında son durum ne?

Suriye'nin kuzeybatısında, Türkiye sınırında yer alan İdlib eyaleti, hükümete karşı mücadele yürüten silahlı grupların elinde kalan son büyük yer.

Bu nedenle, Suriye'deki iç savaşın üç önemli aktörü hükümet, Rusya ve Türkiye açısından İdlib'deki gelişmeler büyük önem taşıyor.

Burası, ılımlı olarak nitelendirilen muhalif gruplar ve bazı cihatçı örgütlerin kontrolü altında bulunuyor. Bu gruplardan bazıları Türkiye'nin desteğini alıyor.

İdlib'in geri alınması halinde, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ve onu destekleyen Rusya, savaşın istedikleri gibi sonuçlanmasını büyük oranda sağlamış olacaklar.

Esad, Ekim ayında bölgeye yaptığı ziyaret sırasında, İdlib'i Suriye'nin genelindeki "kaos ve terörü sonlandırmanın anahtarı" olarak nitelendirmiş ve "İdlib'deki cihatçıların yenilgiye uğratılmasıyla birlikte savaş da sona erecektir" demişti.

Tesla yeni aracının ilk fotoğrafını paylaştı

ABD merkezli elektrikli araç üreticisi Tesla, önümüzdeki aylarda tanıtılacak yeni aracı Model Y'nin üretim versiyonuna ait ilk fotoğrafı paylaştı.

Elon Musk’ın sahibi olduğu elektrikli araç üreticisi Tesla, yeni Model Y crossover aracının geleceğini ilk kez geçtiğimiz sene duyurmuştu. Elon Musk, Tesla'nın gelir duyurusu sırasında yeni aracın teslimatlarına mart ayında başlanacağını açıklamıştı.
Webtekno'dan Okan Candoğan'ın haberine göre; Tesla, yayınladığı belgelerde ayrıca yeni Model Y’nin üretim sürümünün ve üretim hattının birkaç fotoğrafını gösterdi.

Model Y’nin daha önceki testler sırasında görüntülenen ivmeyi kaybetmemesi bekleniyor. Yani duyuru sırasında belirtildiği gibi aracın menzilinin 280 milden (450 km) 315 mile (507 km) yükseleceği tahmin ediliyor. Elon Musk, menzil kapasitesindeki bu artışı Model Y’nin dört çeker versiyonuna yönelik sürekli devam eden mühendislik çalışmalarının bir meyvesi olarak nitelendiriyor.

Şu an için seri üretimleri henüz başlamayan Model Y, söylenenlere göre 0’dan 100'e yalnızca 3,5 saniyede ulaşabiliyor. Bu performans değerleriyse aracı sınıfının en iyilerinden biri olmaya aday yapıyor. Mart ayında ilk teslimatları gerçekleştirilecek olan Model Y’nin şirketin vaatlerini yerine getirip getiremeyeceğini de o zaman göreceğiz.

Fiat Egea, 'sınıfının en dayanıklı otomobili' seçildi

Tofaş'ta üretilerek dünyanın pek çok farklı noktasına "Tipo" ismiyle ihraç edilen Fiat Egea, Almanya'da "segmentinin en dayanıklı otomobili" seçildi.


Tofaş'ta üretilerek dünyanın pek çok farklı noktasına "Tipo" ismiyle ihraç edilen Fiat Egea, Almanya'da "segmentinin en dayanıklı otomobili" seçildi.

Tofaş'tan yapılan açıklamaya göre, Avrupa'ya "Tipo" ismiyle ihraç edilen Egea, otomotiv endüstrisinin kalbi olarak kabul edilen Almanya'da "sınıfının en dayanaklı ve sorunsuz aracı" olarak belirlendi.

Almanya'nın resmi araç muayene merkezi GTÜ tarafından gerçekleştirilen, otomobillerin güçlü ve zayıf yanlarını ortaya koyarak otomobil satın almak isteyenler için rehber niteliğinde olan araştırma AutoZeitung dergisinin özel sayısında yayımlandı.

Rapora göre, Fiat Egea tamir gerektiren sorunlar kategorisinde 100 araç içerisinde 0,84'lük hata oranı ile "kompakt otomobiller sınıfının en iyisi" olarak belirlendi.

Tofaş'ın, 1 milyar dolar yatırım yaparak 2015 sonunda seri üretime geçirdiği ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın pek çok farklı noktasına ihraç ettiği Egea; aynı zamanda şasi, gövde, motor, yağ kaçağı ve egzoz gibi kontrol edilen tüm kategorilerde ortalama değerin üzerinde not alarak yeşil bantta yer aldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Tofaş Üst Yöneticisi Cengiz Eroldu, şunları kaydetti:

"Ürün özellikleri ve fiyat/fayda dengesiyle, 2016 yılında AutoBest tarafından 'Avrupa'nın En İyi Otomobili' seçilen Egea, satışa sunulduğu tüm pazarlarda ilgi gördü. 4 yıldır Türkiye'nin en çok tercih edilen modeli olan Fiat Egea, Avrupa'da önemli bir başarıya daha imza attı. Tofaş'ın üretim ve Ar-Ge gücünü yansıtan Egea'nın, Almanya'da 3 yılını doldurmuş her araca yapılan kapsamlı testlerde rakiplerini önemli bir farkla geride bırakarak segmentinin en dayanıklı otomobili seçilmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Egea'nın başta ülkemiz ve Avrupa olmak üzere, küresel pazarlardaki başarısını sürdüreceğine inanıyoruz."

Bakırköy Adliyesi'de şok! Savcının yaptıklarını duyan 'pes' dedi

Bakırköy’de Cumhuriyet Savcısı Tamer C. ucuza araba ve arsa vaadiyle, meslektaşlarının da aralarında olduğu çok sayıda kişiye milyonlarca lira dolandırıp kayıplara karıştı

Bakırköy Adalet Sarayı bir savcının dolandırıcılık skandalıyla çalkalanıyor. Adli tatilden sonra faklı nedenler ileri sürerek doğru düzgün işe gelmeyen Cumhuriyet Savcısı Tamer C.'nin ucuza arsa ve araba vaadiyle aralarında meslektaşlarının da bulunduğu birçok kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddia ediliyor.

Sabah'tan Osman Asiltürk'ün haberine göre; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nda 500 bin TL kaptıran bir savcının şikâyeti üzerine Tamer C. hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) soruşturma başlatıldı. Yarım milyon lirasını kaptıran savcı G.K., şikâyetle yetinmeyip Tamer C. hakkında icra takibi başlattı. HSK konunun incelenmesi için müfettiş görevlendirdi. Tamer C.'nin istifa dilekçesi verdiği, HSK'nın bunu kabul ettiği ancak tebliğ edilemediği öğrenildi.

Ucuza araba ve arsa vaadiyle Tamer C.'nin kimi iddialara göre 6 milyon, kimi iddialara göre ise 12 milyona yakın para topladığı ileri sürülüyor. Savcının parayı nasıl topladığı tam olarak öğrenilmezken bir savcıdan 500 bin TL, iki zabıt katibinden 250 bin TL, adliye dışındaki iki kişiden 100 bin euro ve 540 TL para aldığı iddia ediliyor.
Türkiye'nin önde gelen bir sigorta şirketinin ucuza lüks araç vurgununun merkezinde olduğu ortaya atılan iddialar arasında. İddiaya göre batmanın eşiğine gelen ünlü sigorta şirketi, kurum içinde inceleme başlattı.

SİGORTA ŞİRKET İDDİASI

Yapılan incelemede gerçekte pert olmadığı halde binlerce araca pert raporu verilmiş ve bu yolla sigorta kurumunun kasası boşaltılmıştı. İncelemelerini tamamlayan sigorta şirketi, genel müdür başta olmak üzere 27 üst düzey çalışanının yerini ya değiştirdi ya da istifa ettirdi. Pert olmadığı halde pert ropuru verilen araçlar bir şekilde piyasaya sürüldü. Tamer C.'nin de böyle bir şebekenin içinde olabileceği düşünülüyor. Pert araçların buralarda piyasaya oto galeriler üzerinden sürüldüğü değerlendiriliyor.

Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü'nden koronavirüsü açıklaması

Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü, koronavirüsü şüphesiyle Sağlık Bilim Üniversitesi Diyarbakır Gaziyaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran vatandaşın tekli bir odada takibe alındığını ve hastanenin bir katının kapatılmadığını açıkladı.



Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Çin’den 24 Ocak 2020 tarihinde ülkemize giriş yapan vatandaşımız 25 Ocak ve 27 Ocak tarihlerinde T.C. Sağlık Bakanlığı SBÜ Diyarbakır Gazi Yaşargil EAH Acil Servisine başvurmuş olup, yapılan fizik muayene ve tetkiklerinde herhangi bir bulguya rastlanmamıştır" denildi.
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

“En son 3 Şubat 2020 tarihinde saat 17.00 civarında olası enfeksiyon varlığından endişe eden 32 yaşındaki erkek vatandaşımızın yapılan değerlendirmesinde vital bulgularının stabil, ateş, burun akıntısı, öksürük gibi hiçbir enfeksiyon bulgusuna rastlanmamıştır. 5 yıldır Çin’de ikamet ettiğini belirten vatandaşımız internette dolaşan haberler nedeni ile yoğun anksiyete yaşadığını, bu yüzden acil servise başvurduğunu belirtmiştir. Vatandaşımızın her ihtimale karşı nazofarengeal sürüntü ve laboratuvar tetkikleri alınarak, ilgili birimlere gönderilmiştir. Sosyal medyada ve haber kanallarında dolaşan hastanede bir katın kapatılarak vatandaşımızın izole edildiği haberleri gerçeği yansıtmamaktadır. Vatandaşımız Sağlık Bakanlığımız protokollerine uygun olarak tedbir ve gözlem amacı ile T.C. Sağlık Bakanlığı SBÜ Diyarbakır Gazi Yaşargil EAH Enfeksiyon Hastalıkları Kliniğinde tekli bir odada takibe alınmıştır.”

Ukrayna: Türk askeri teçhizatını almamız için Türkiye'den 36 milyon dolar alacağız

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi’nden yapılan açıklamada, Türk askeri teçhizatı ve çifte amaçlı ürünlerin alımı için Türkiye’nin Ukrayna'ya yaklaşık 36 milyon dolar sunacağı bildirildi.

Ukrayna Devlet Başkanlığı, Türk askeri teçhizatı ve çifte amaçlı ürünlerin alımı için Ankara'nın Kiev'e yaklaşık 36 milyon dolar sunacağını duyurdu.

Ukrayna'nın başkenti Kiev'de bugün imzalanan hükümetlerarası askeri ve finansal işbirliği anlaşmasının, Türk askeri ve çifte amaçlı ürünlerin alımı için Türkiye tarafının Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçları için 200 milyon TL vermesini öngördüğü ifade edildi.

Ukrayna Savunma Bakanı Andrey Zagorodnyuk, iki ülke arasındaki askeri işbirliğinin 5 yönde genişletilmesinin planlandığını açıkladı.

Bunların, hassas tanksavar silahlarının üretimi, helikopter bakım ve onarımı, uçak motorlarının tedariki, insansız hava sistemlerine karşı mücadele alanındaki işbirliği ve nakliye havacılığı ile simülatör sistemleri alanındaki işbirliği olduğunu belirten Zagorodnyuk, "Türk partnerlerle yakın işbirliği, güney deniz sınırımız Karadeniz’de güvenlik seviyesini yükseltmemize yardımcı olacak. Bu ayrıca NATO programlarına ortak katılım kapsamında hava savunma imkanlarının güçlendirilmesi anlamına geliyor" dedi.

3 Şubat 2020 Pazartesi

Milyonlarca modem risk altında

Güvenlik danışmanlığı şirketi Lyrebirds tarafından yapılan araştırmaya göre milyonlarca kablolu modem risk altında.




Danimarka merkezli güvenlik danışmanlığı şirketi Lyrebirds'e göre, CVE-2019-19494 kod adıyla bilinen 'Cable-Haunt' isimli bir güvenlik açığı, Avrupa çapında yaklaşık 200 milyon kablolu modemi etkiliyor. Siber güvenlik şirketi ESET, bu güvenlik açığını keşfeden ve bulgularını paylaşan Lyrebirds’ün araştırmasına dikkat çekti.

Webtekno'dan Ozan Baki'nin haberine göre Lyrebirds araştırmacıları, "Sadece Avrupa'da tahminen 200 milyon kablolu modem var. Test edilen neredeyse hiçbir modemin, ürün yazılımı güncellemesi olmadan güvende olmadığı anlaşıldı. Bu nedenle Avrupa'da savunmasız olan modem sayısının bu rakama yakın olduğu tahmin ediliyor" açıklamasını yaptı.

Bazı internet hizmet sağlayıcılarına bu sorun hakkında bilgilendirme ve çözüme yönelik ürün yazılımı güncellemeleri gönderildi. Ancak yine de, dünya çapında daha fazla sayıda modemin risk altında olduğu yönünde güçlü şüpheler var.

Erdoğan'dan İdlib açıklaması: 1 milyon insan sınırımıza geliyor, gelecek bu insanları nereye yerleştireceğiz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'deki saldırıda şehit sayısının 8'e yükseldiğini açıkladı

Ukrayna'da temaslarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İdlib'deki saldırılar sonucunda 1 milyon Suriyelinin Türkiye sınırına geldiğini belirterek, "Suriyelileri nasıl iskân ederiz, bunun çalışmalarını yapıyoruz" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Erdoğan, Suriye'deki saldırılarda şehit sayısının 8'e yükseldiğini açıklarken, Rusya'nın görmezden geldiği rejim saldırıları nedeniyle 1 milyon sivilin Türkiye sınırına doğru yürüdüğünü açıkladı.

"Gelecek 1 milyon insanı nerelere yerleştireceğiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi, "Rejimin Rusya'nın da görmezden gelmesiyle, yapmış olduğu varil bombalarıyla yaptığı saldırılar neticesinde, bizim sınırlarımıza doğru yürüdüler. Son gelen rakamlar, 1 milyona yakın insan şu an sınırlarımıza doğru yürüyor. Biz bunları, ülkemizde misafir ediyoruz. Bunlar artık konteynır kentlerden çıkartarak, evlere yerleştirme yoluna görüyoruz. Gelecek olan 1 milyon insanı, nerelere yerleştireceğiz. 

Kısa süre önce bir deprem yaşadık. Bu depremde 41 vatandaşımız hayatını kaybetti. 10 bini aşkın ağır hasarlı bina var. Bu binaları yeniden inşa edeceğiz. Artık bunları kabullenmekte zorlanıyoruz. Bunları kendi yerlerinde Suriye'de nasıl iskan ederiz, bunun çalışmasını yapıyoruz, biz bunun çalışmasını yaparken, sınırlarımızdan yaklaşık 40 km'lik hattı, briket evler yapıyoruz. 25-30 m2'lik evlere yerleştireceğiz. Şu anda böyle bir çalışmanın içindeyiz. İlk etapta 30 bin barınakkent yapalım dedik.

Fakat bu sabah, maalesef, rejim güçleri, yine İbdib'te hava saldırısına geçti. Bu saldırı neticesinde 3'ü sivil, 8 kişi şehit oldu. Biz de bu noktada, gerek hava, gerek kara bunlara gerekenleri yapıyoruz. Gereken bedelleri ödetiyoruz.  Astana mutakabatı çerçevesinde herkes kendi yükümlülüklerini bilsin."

Cumhurbaşkanı, Necip Hablemitoğlu'nun failinin Ukrayna'da olduğuna dair dosyaları da, Zelenskiy'e verdiğini söyledi.

Erdoğan, Kırım'ın ilhakını kabul etmediklerini de ifade ederken, "Kırım'da "Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne desteğimiz devam edecek." diye konuştu.

Ortak bakanlar kurulu toplantısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna ziyareti sırasında iki ülkenin yılda en az bir kere ortak bakanlar kurulu toplantısı yapacağını da sözlerine ekledi.

Halkbank Davasında Temyiz Mahkemesinden Durdurma Kararı

New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde devam eden Halkbank davasında bir üst mahkeme, kendi kararını verinceye kadar federal mahkemede süren davanın durdurulmasına karar verdi.



15 Ekim’de başlayan dava sürecinde Halkbank ayrıcalıklı ve kısıtlı yargılandığı takdirde mahkemeye katılacağını açıklamış, New York federal mahkemesine yaptığı başvuru kabul edilmeyince de bir üst mahkemeye başvurmuştu.

Hakim Richard Berman, Halkbank’ın ‘Bir üst mahkeme kararını verinceye kadar duruşmalara ara verilmesi’ talebini reddetmişti.

Halkbank’ın ABD’de hukuk danışmanlığını yapan King & Spalding tarafından temyiz mahkemesine yapılan başvurunun kabul edilmesi sonrasında temyiz hakimi Catherine O’Hagan Wolfe, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nden kendi kararlarını vermelere kadar yargı sürecine ara vermesini talep etti.