Merkez Bankası'nın 🏦 enflasyon tahmini tutar mı?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2020 yılının ilk Enflasyon Raporu’nu geçen hafta açıkladı. Üç ayda bir yayınlanan bu raporun önemi, Merkez Bankası’nın enflasyon tahminlerini içermesinden geliyor.

Son raporda yer alan bilgiler, Merkez Bankası’nın enflasyon tahminlerinde bir değişiklik olmadığını gösteriyor.

Merkez Bankası, yıllık tüketici enflasyonunun 2020 yılı sonunda yüzde 8,2 ve 2021 yılı sonunda yüzde 5,4 dolayında çıkacağı tahminini korumaya devam ediyor.

Raporda yer alan bilgiler, Merkez Bankası’nın 2022 yıl sonu enflasyon tahmininin ise yüzde 5 olduğunu gösteriyor.

Yıllık tüketici enflasyonu 2019 yılını yüzde 11,8 düzeyinde kapattı. Enflasyonun buradan yüzde 8,2 dolayına inmesi ciddi bir düşüş anlamına geliyor.

Ancak bunun gerçekleşmesi çok kolay değil. Çünkü bu yıl geçen yıl olduğu kadar “baz etkisi” desteği yok. Bu yılki baz etkisi enflasyonu yıl sonunda en fazla yüzde 10 dolayına kadar çekebilecek büyüklüğe sahip.

Enflasyonu baz etkisinin izin verdiği bu düzeyin altına çekebilmek için iktisadi birimlerin fiyatlama davranışlarında kırılmayı sağlayacak bir para politikası uygulanması gerekiyor.

Ancak enflasyondan çok büyümeye öncelik veren mevcut para politikası uygulaması bu özelliğe sahip gibi görünmüyor. Bu durumda enflasyonun gidişatı yine şansa bağlı olacağa benziyor.

Şansımız yaver giderse tek haneli enflasyonu görebiliriz ama aksi durumda enflasyonun yeniden yükseldiğine de şahit olabiliriz.

BAZ ETKİSİNİN ROLÜ

Enflasyonda baz etkisini, aylık fiyat artışlarının zaman zaman “mevsim normalleri”nden sapması ortaya çıkarıyor.

Normalde aylık fiyat artışlarının mevsimsel bir deseni var ama döviz kurlarında sıçrama, petrol fiyatlarında artış, tarımda sel veya kuraklık, beklenmedik vergi zamları gibi nedenlerle zaman zaman aylık fiyat artışları normalin üzerine çıkabiliyor.

Bazen de dünya petrol fiyatlarında düşüş, tarımsal üretimde beklenenin üzerinde artış, vergi indirimleri gibi nedenlerle aylık fiyat artışları normalin altında gerçekleşebiliyor.

İşte bu geçici faktörlerin ortadan kalkması sonrasında aylık fiyat artışlarının normal seviyesine doğru hareketlenmesi baz etkisine yol açıyor.

2018’de döviz kurlarında yaşanan sıçrama yaz ve sonbahar aylarında fiyat artışlarını normalin çok üzerine çıkarmış ve böylece o yıl yüzde 20,3’lük tüketici enflasyonuyla kapanmıştı.

Fakat böylece 2019 yılına 11 puana yakın bir olumlu baz etkisiyle girilmişti. Yani 2019’da aylık fiyat artışlarının hep mevsim normalleri dolayında çıkması halinde yıl sonunda enflasyonun yüzde 9,5 dolayına inmesi ihtimali vardı.

Fakat uygulanan para ve maliye politikaları bunu destekleyici yönde olmayınca gerçekleşme de öyle olmadı. Tam tersine, gevşek para ve maliye politikaları, 2019 sonunda enflasyonun olması gerekenden 2,5 puan kadar daha yüksek çıkmasına yol açtı.

Bizim yaptığımız hesaplara göre, 2020 yılına ise 2 puana yakın bir olumlu baz etkisiyle girdik. Bu konudaki hesaplarımızı üç hafta önce bu sayfalarda paylaşmıştık (bkz. Enflasyonun rotasında tek hane yok, Ekonomist, Sayı 2020/02, 12 Ocak 2020).

Bu, 2020’de aylık fiyat artışlarının hep mevsim normalleri dolayında çıkması halinde yıl sonunda enflasyonun yüzde 10 dolayına inmesi ihtimalinin olduğu anlamına geliyor.

Fakat para ve maliye politikaları yine bunu destekleyici yönde olmayacak gibi görünüyor.

Bu durum, bırakın Merkez Bankası’nın yüzde 8,2’lik tahmininin tutmasını, enflasyonun normalde olması gereken yüzde 10 dolayına inmesinin bile şansa bağlı olduğunu ifade ediyor.

Döviz kurlarında, dünya petrol fiyatlarında ve/veya tarımsal üretimde olumlu gelişmeler olursa enflasyon bu yıl gerçekten de tek haneye inebilir.
Ancak bunlardan birinde veya birkaçında yaşanabilecek olumsuz bir gelişme de enflasyonun tekrar yükselmesine yol açabilir. Bu nedenle bu yıl enflasyonun nasıl bir seyir izleyebileceğini tam olarak söyleyebilmek pek mümkün değil.

Yorum Gönder

Yukarı Çık